2013 yılının mart ayında, Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki ekipler, uzun süredir çözülemeyen bir soruna odaklanmıştı. İznik ilçesinde 2008 yılında ortadan kaybolan Ahmet Refik ve Emine Öner çiftinin dosyası, yıllar sonra yeniden gündeme gelmişti. Bu olay, sadece bir kayıp vakası değil, aynı zamanda karanlık bir sırrın habercisi oluyordu.

Eski dosyanın incelenmesi sırasında, emniyet müdürünün dikkatini çeken önemli bir detay ortaya çıktı. Kenan Öner, İznik’te uzun süredir kayıp olan ve aynı zamanda çiftin 56 yaşındaki kardeşiydi. Öner’in geçmişinde cinayet suçundan hüküm giymiş olması, dosyanın karmaşıklığını artırıyordu. Ekipler, Öner’in evinde buldukları 3 adet şifreli daktilo, şifreli günlükler ve bir APS makbuzunun, uzun yıllardır saklanan sırrın kapısını aralamak için bir anahtar olabileceğini düşünüyordu.

Daha sonra 3 kez bahçede kazılan ve hiçbir ceset ya da izin bulunamadığı Öner’in evi, cinayet dedektiflerine yeni ipuçları verdi. Bahçenin altından çıkarılan yaklaşık 300 kemik parçası, Kenan Öner’in, ailesini öldürdükten sonra cesetlerini parçaladığı gerçeğini ortaya çıkardı. Bu şok edici keşif, soruşturmanın yönünü tamamen değiştirmişti.

Kenan Öner’in geçmişi, sadece ailesini öldürmekle sınırlı kalmamıştı. 1988 yılında Fransa’ya yasa dışı yollarla kaçmış, orada Mehmet Yılmaz adlı bir arkadaşını öldürmüştü. Delilleri yok etme ve cesedin kimliğini engelleyebilmek için Yılmaz’ı yakmaya çalışmıştı. Ancak Fransız polisi başarılı olmuş ve Interpol aracılığıyla hakkında kırmızı bülten çıkarılmıştı. Türkiye’ye döndükten sonra müebbet hapis cezasına çarptırılmış, ancak daha sonra şartlı salıverme kararıyla cezaevinden çıktı. Çıkışından sonra eşi Canan Öner ile şiddetli geçimsizlik yaşamış, Canan Öner de İstanbul’da ortadan kaybolmuştu. Bu trajik olay, Kenan Öner’in hayatını, cinayetler ve kayıp ile birlikte bir gölgeye dönüştürmüştü.