İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, karmaşık bir finansal operasyonun izini sürerken, Emir Sarıgül'ün babası Mustafa Sarıgül ile arasındaki uzun süren miras ihtilafı da dikkatleri üzerine çekti. Savcılığa sunulan yeni ifadeler, bu anlaşmazlığın sadece bir aile meselesi olmadığını, aynı zamanda önemli miktarlarda paranın aklanması ve siyasi bağlantılarla da ilgili olduğunu ortaya koyuyor. Emir Sarıgül, annesinden kalan ve yıllar sonra talep ettiği mirası, babasının sürekli reddetmesi üzerine savcılığa başvurarak durumu anlatıyor.
Sarıgül'ün ifadesine göre, 1980'de hayatını kaybeden dedesi Abdurrahman Köksaloğlu'nun mirası, annesi aracılığıyla oğluna ve babasına dağıtılmıştı. Ancak Emir Sarıgül, 1999'daki 18 yaşına ulaştıktan sonra mirası devralmak için babasına sürekli başvurmuş, ancak bu talepler yıl yıl reddedilmiş. Son zamanlarda yaşadığı maddi zorluklar üzerine konuyu yeniden gündeme getiren Sarıgül, yaklaşık iki yıl önce Ankara'da düzenlenen bir miras taksim sözleşmesiyle babasıyla anlaşmaya varmaya çalıştığını belirtiyor. Bu sözleşme kapsamında, Nişantaşı, Mecidiyeköy, Marmaris ve Ankara'daki beş taşınmazın kendisine ait olduğunu taahhüt ediyordu. Sözleşmede, devirlerin gerçekleşmemesi halinde 50 milyon dolar karşılığında bir teminat senedi düzenlendiği ve tüm belgelerin avukatında saklandığı bilgisi yer alıyor.
Ancak soruşturma, mirası talep eden Emir Sarıgül'e ek olarak, YENİ Parti'nin kuruluş dönemine de uzanıyor. Sarıgül, YENİ Parti'nin ilk dönemlerinde parti binasının tefrişatına para verildiğini iddia ederek, bu bağlamda babası Mustafa Sarıgül'ün Özgür Özel'e 350 bin dolar verdiğini öne sürüyor. Bu iddiaya YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, parti içindeki bir iftira ve itibar suikastının parçası olduğunu savunarak, genel başkanlarına yönelik yapılan iddiaları yalanlıyor. Ayrıca, parti otobüsüyle ilgili de akıl dışı iddiaların ortaya atıldığını ve bu otobüsün milletin bağışlarıyla alındığını, faturaların da mevcut olduğunu vurguluyor.
<Bu gelişmeler, Emir Sarıgül'ün savcılığa verdiği ifadelerle birlikte, karmaşık bir soruşturma sürecini beraberinde getiriyor. Savcılık, finansal operasyonun detaylarını ve bu operasyonda yer alan tüm aktörleri belirlemeye çalışırken, mirası talep edenler arasındaki gerginlik ve siyasi bağlantılar da soruşturmanın merkezine yerleşti. Bu durum, sadece bir aile meselesi olmadığını, aynı zamanda yasa dışı faaliyetlerin ve siyasi manipülasyonların da potansiyel olarak dahil olduğunu gösteriyor.