Sözcü Medya Grubu’nda son dönemde yaşananlar, bir yeniden yapılanma sürecinin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. İlk iddialar, 50 civarında çalışanın işten çıkarılacağını, Almanya servisinin kapatıldığını ve yazıişleri müdürlerinden bazı isimlerin de bu süreçte yer alacağını gösteriyordu. Ancak bu haberlerin ardından, Sözcü TV’nin Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey’in sosyal medya paylaşımları, konuyu daha da belirsizleştirdi.
Erman Toroğlu’nun istifasıyla birlikte ortaya atılan “Ayrılmamla birlikte belki 10-15 kişinin işini kurtarabilirler. Genç arkadaşlar çalışmaya devam eder” şeklindeki açıklaması, söz konusu haberlere bir tepki olarak yorumlandı. İpek Özbey, bu açıklamayı değerlendirirken, Sözcü’nün mevcut durumunu ve yaşadığı zorlukları çarpıcı bir dille ifade etti. ‘Bir site Sözcü’den 50 kişi işten çıkarıldı diye yazıyor’ diyerek, yaygın medyada dolaşan haberlere yönelik şüphelerini dile getirdi ve konunun hassasiyetini vurguladı.
Özbey, Sözcü’nün, sınırlı bir bütçeyle ve gazetecilik yaparak ayakta kalmaya çalışan bir yapı olduğunu, meslektaşlarına kapısını açmaya çalıştığını ve ayın 1’inde maaş ödemeye odaklandığını ekledi. ‘Bir gün önce iş başvurusu yapanların bir gün sonra işe alınmayınca klavye kahramanı kesildiğini görmek insanlık adına üzücü’ diyerek, bu süreçte yaşanan haksızlıkları ve genç gazetecilerin hayallerinin yıkılmasına tanık olmanın acısını paylaştı. ‘Her türlü yalana dolana inanabilirsiniz. Kimin, neyi, niçin yaptığını biliyoruz. Biz doğru duruyoruz, eğrinin akıbetini izliyoruz. İşimizi yapıyoruz’ sözleriyle, Sözcü’nün bilgiye dayalı ve bağımsız bir yayın yapma misyonuna vurgu yaptı.
Sözcü’nün bu karmaşık atmosferi, sosyal medyada hızla yayılan yanlış bilgilere ve spekülasyonlara da zemin hazırladı. İpek Özbey, bu durumun, TV’nin yoğun haber gündemine kurban gitmesini engellemek amacıyla oluşturulan bir programın YouTube’a aktarılmasıyla ortaya çıktığını ve bu programla ilgili “güle oynaya” konuşulduğunu belirtti. ‘Sözcü susarsa Türkiye susar…’ ifadesini tekrar ederek, gazetenin Türkiye’nin sesi olma rolüne dikkat çekmiş oldu. Bu gelişmelerin, medya dünyasında yaşanan dinamikleri ve kamuoyunun bilgiyi nasıl şekillendirdiği konusundaki tartışmaları da yeniden alevlendiriyor.