Ankara'nın kalbinde görevine yeni başlayan İtalya Büyükelçisi Giuseppe Manzo, Türkiye'ye gelişinin heyecanını ve sorumluluğunu derinlemesine hissettiğini vurguladı. Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndeki ilk açıklamalarında, ‘Her yeni görevde heyecanlanırsınız çünkü yeni bir şeyler yapacak olmanın mutluluğunu yaşarsınız. Türkiye söz konusu olduğunda özellikle gurur ve sorumluluk hissettim’ diyerek, bu ülkeyi sadece bir görev yeri olarak değil, aynı zamanda saygı duyduğu ve değer verdiği bir ortam olarak tanımladı. Manzo’nun bu ilk izlenimleri, Türkiye ile İtalya arasındaki köklü ilişkinin sadece diplomatik bir bağ olmadığını, aynı zamanda derin bir kültürel ve tarihsel zenginliğe dayandığını da işaret ediyordu.

Büyükelçi Manzo, Türkiye-İtalya ilişkilerinin 1856’da kurulduğunu ve her iki cumhuriyetin kuruluşundan beri devam ettiğini belirterek, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki İstanbul’daki Venedik elçilerinin yaşadığı konutun, günümüzde de onun ikametgahı olduğunu ifade etti. ‘Bailo diyoruz’ diyerek, bu tarihi hikayenin ne kadar güçlü ve köklü olduğunu vurgularken, aynı zamanda Müzedeki arkeolojik eserlere hayranlık duyduğunu ve İtalyan ve Türk arkeologların ortak çalışmalarının, bu eserleri gün yüzüne çıkarmada ne kadar önemli olduğunu anladığını belirtti. Eserlerin, 3 bin yıl öncesine ait taşlar olduğunu ve bu taşların, İtalyan ve Türk arkeologların ortak çalışmaları sayesinde gün yüzüne çıkarıldığını ekledi.

Manzo, Türkiye’nin misafirperverliğinden ve kültürel zenginliğinden büyük etkilendiğini ve kendisini ‘Akdeniz çocuğu’ olarak tanımlayarak, Türk misafirperverliği ile karşılaştığı bu özel deneyimi, ‘Aslında bunu zaten biliyordum, dolayısıyla şaşırmadım. Ama bunu bizzat yaşamak insan üzerinde gerçekten büyük bir fark yaratıyor’ diyerek özetledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sunarken ailesiyle birlikte olduğunu ve bu misafirperverliğin kendisini derinden etkilediğini ifade etti. Küçük ayrıntılarda bile Türk misafirperverliğine rastladığını belirterek, misafirin en önemli kişi olduğunu, ev sahibinin kendi ihtiyaçlarından önce misafirin ihtiyaçlarını gözettiğini ve misafirin konforuna öncelik verildiğini vurguladı.