Osmaniye’nin yemyeşil tarlalarında, güneşin altında ter döken kadınların hikayesi, umutsuzluk ve hayata tutunma mücadelesinin çarpıcı bir örneği. YENİ Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya’nın bu toprakların emekçi kadınlarını ziyaret etmesi, onların yaşadığı gerçekleri gün yüzüne çıkarmış. Bin 400 lira yevmiyetle çalışmak zorunda kalan bu kadınlar, günün yorgunluğunu, pahalılıkla artan yaşam zorluğunu ve geleceğe dair belirsizliği bir araya getirerek seslerini yükseltmişlerdir.

Kadınlar, “Yıllardır çalışıyoruz, elde sıfır. Pahalılık aldı başını gitti, yıldan yıla iyiye gitmiyoruz, kötüye gidiyoruz. Karın tokluğuna çalışıyoruz. Bir mutfak tüpü bin 400 lira, yevmiyeyle bir tüp alıyorum. Günlük kazan günlük ye, yağmur yağdı çalışamadın mı, yok.” diyerek, yaşamlarının ne kadar zorlaştığını, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını ve gelecek nesillere bir şey bırakma hayalini suya düşürdüklerini vurgulamışlardır. Bu durum, sadece geçim sıkıntısını değil, aynı zamanda kadınların insan onuruna yakışmayan bir şekilde çalışmaya devam etmelerinin de acı bir göstergesi olmuştur.

Asu Kaya, bu ziyaret sırasında, ev içi emek veren, tarlada, bağda, bahçede çalışan her kadının günü geldiğinde emekli olabilmesi gerektiğini, devletin bu konuda kadının arkasında durması gerektiğini belirterek, kadınların yaşadığı adaletsizliğe dikkat çekmiş. Tarlada çalışan kadınlar ise, daha tarlaya gelmeden yorulduklarını, ev işleriyle uğraşıp tarlaya geldiklerini, iş bulamıyorlarını ve çocuklarına harçlık verebilecek bir gelire sahip olamadıklarını anlatarak, ekonomik sıkıntıların onları nasıl zor durumda bıraktığını ifade etmişlerdir. Bir kadın çalışan, “Biz çalışmasak açız. Çalışmak zorundayız. Ben evde altı kişiyim. Çocuklarım da burada. İş bulamıyoruz, iş kısıtlı. Kadınlarımız çalışmıyor. Biz de sigortalı işte çalışmayı isteriz. Bu iktidar geldiğinden beri doğru dürüst hiç, çocuğumuzu servise verdiysek eline harçlık veremedik. Harçlık verdiysek servise veremedik. Uzak oldu, okumadı, gitmediler. Benim çocuğum diyor ki ‘Sen bana harçlık verseydin ben okurdum.’” diyerek, yetkililerin ilgisizliğine ve çocuklarının geleceğiyle ilgili endişelerine işaret etmiştir.

Bu acı tablo, emeklilik talebiyle daha da belirginleşiyor. Bir tarım işçisi, “Çocuklarımız bize bakmaz, eşimiz belki ölür, çocuklarımız bize para verecek de pazara gideceğiz. Kira vereceğiz, elektrik vereceğiz. Nereden vereceğiz? Hiçbir şeyimiz yok. Sabah 05.00’te kalkıyoruz, çocuklarımızı kocamızı doyurup buraya geliyoruz. Akşam 17.00’de yine eve gidip yemek yağacağız, çay pişireceğiz. Sabah 05.00’te geri kalkacağız. Yaşam hakkımız yok bizim. Ben evleneli 35 sene oldu. 35 senedir çalışıyorum hiçbir şeyim yok. 15 sene ev temizlemeye gittim, çocuklarımı büyütmek için. Elde var sıfır. Biz de emeklilik istiyoruz, torunlarımıza harçlık ermek istiyoruz.” diyerek, hayatlarının her anı boyunca yorgunlukla geçirdiğini, emeklilik hayalinin içinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamış ve oyunu kiminle vereceğine dair önemli bir mesaj vermiştir. “Ben yıllardan beri oyumu Erdoğan’a atarım. Onun için ne yapmadık ki... Bayrağını astık. Ama bundan sonra ona oy atmam.” sözleriyle, yaşadığı hayal kırıklığını dile getirmiştir.