Türkiye’nin uluslararası arenadaki hassas ilişkileri üzerine dikkat çeken bir tartışma, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevinden alınan Oktay Saral’ın açıklamalarıyla alev topladı. Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına ilişkin yaptığı yorumlar ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki potansiyel gerilimi gözler önüne serdi. Saral, görevden ayrılmasının ardındaki gerçek nedenleri ve bu süreçte sergilediği duruşu, Saygı Öztürk’e yaptığı açıklamalarla detaylı bir şekilde anlattı.

Görevden alınmasının ardındaki motivasyonu, Saral, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki “kardeşlik bağlarını” ve bu bağların korunmasının önemini vurgulayarak ortaya koydu. “Azerbaycan, Türk devletleri hepimizin canı, kanı, bizim kardeşlerimiz” diyerek, devletlerarası ilişkilerde yaşanan hassasiyetlerin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Saral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu hassasiyetlerin göz ardı edilmemesi ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin zarar görmemesi isteği üzerine, “Cumhurbaşkanımız getirdi, Cumhurbaşkanımız istedi, arzu etti ayrılmamı. Başım gözüm üstünde dedim” şeklinde önemli bir açıklama yaptı. Bu ifade, görevden alınma sürecinin ardındaki temel itici gücün, Erdoğan’ın kişisel tercihi olduğunu açıkça ortaya koydu.

Ayrıca, görevden alınma sürecinde fon soruşturmalarıyla bağlantı kurulduğu iddialarını da kesin bir dille reddeden Saral, “Ben her ne kadar başdanışman olsam da ben insanım. Biz makine değiliz ki” diyerek, kendi duygusal ve insani değerlerine vurgu yaptı. Bu yaklaşım, Saral’ın sadece bir devlet görevlisi olmadığını, aynı zamanda kendi değerleri doğrultusunda hareket eden bir birey olduğunu gösterdi. Görevden alınmasının ardından, Azerbaycan’ın Türkiye’den 31 kişiye ülkeye giriş yasağı getirdiği iddiaları da dış basında yer almış, bu durumun ilişkilerdeki gerilimi daha da artırmasına neden olmuştu.