Menzil’in karmaşık yapısı, yıllar içinde şekillenen bir iç dinamik üzerine kurulmuş durumda. Bu dinamik, artık sadece dini öğretilerle sınırlı kalmayıp, kardeşler arasındaki rekabeti de içine alan, cemaat tabanında giderek artan bir gerilim yaratıyor. Cemaatin lideri Saki Elhüseyni’nin, yönetimini ve kendini “sözde” olarak tanımladığı kardeşlerine karşı geliştirdiği dışlayıcı söylemler, bu gerilimi daha da körükledi. Saki’nin, cemaatin yönetimindeki rolüne odaklanması, kardeşler arasındaki nüansları ve farklı bakış açılarını görmezden gelmesine neden oluyor.
Bu durum, özellikle cemaat tabanında ayrışmayı derinleştiriyor. İstanbul’un Dudullu semtindeki bir dergâh binasında yaşanan olay, bu ayrışmanın somut bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Saki’nin müritleri, rakip kardeş Emin Elhüseyni’ni protesto ederek, kardeşler arasındaki rekabeti dışa vurdu. Emin’in, bu baskıya rağmen sergilediği sakin ve umut dolu tavır ise, cemaat tabanında farklı tepkilere yol açtı. ‘Merak etmeyin, attıkları oklar yanımdan bile geçmiyor’ sözleri, cemaat üyelerine bir nebze de olsa güven verici bir mesaj sunarken, aynı zamanda rekabetin ve şüphelerin yoğun olduğu bir ortamı da koruyor. Kuran ve sünnet ilkesine dayanarak sabretme çağrısı, cemaatın geleceğe dair beklentilerini şekillendirmeye çalışıyor.
Protesto sırasında kullanılan pankartlar ve sloganlar, cemaatın içindeki farklı grupların etkisini gösteriyor. ‘Ümmet malına sahip çıkıyor’, ‘Binlerce kişinin hakkını yediniz haram olsun’ ve ‘Ümmetin malını miras yaptınız’ gibi ifadeler, cemaat içinde var olan ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin farkına dair bir hassasiyeti yansıtıyor. ‘Ümmet malına sahip çıkacak’ sloganı ise, cemaatin toplumsal sorumluluk bilincini vurgularken, aynı zamanda rekabetin ve gerginliğin de bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, cemaatin gelecekteki stratejilerini ve hedeflerini belirlemede önemli bir rol oynayabilir.
Cemaatin sosyal medya hesapları, bu gerilimi daha da tırmandırıyor. ‘Bize yapılan zulümle İsrail’in eşi benzeri görülmemiş azgınlığının bir bağlantısı var’ gibi ifadeler, dış tehdit algısını güçlendiriyor ve cemaat tabanında bir endişe yaratıyor. ‘Tarikatı Nakşibendi’nin ve Osmanlı’nın devamı Türkiye’nin bekasını tehdit edenlerin bizimle bir meselesi var’ söylemi ise, cemaatin geleceğe dair vizyonunu ve güvenlik algısını şekillendiriyor. Mahkeme sürecine ilişkin açıklamalar, cemaatin stratejik düşünce yapısının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, cemaatin gelecekteki faaliyetlerini ve politikalarını belirlemede önemli bir etken olacaktır.”} attı. Cemaatın bu stratejik hamlesi, cemaat içindeki farklı grupların etkisini ve rekabetin boyutunu daha da belirginleştirdi. Bu durum, Menzil topluluğunun geleceği için önemli bir dönüm noktası olabilir.