İzmir’in kalbinde, 12 Temmuz 2024’te saat 18.00’de başlayan şiddetli yağış, kent genelinde kaos ortamı yarattı. Bu doğal afet sırasında, üniversite öğrencisi Özge Ceren Deniz, su birikintilerinde ilerlerken bir elektrik hatının çarpıcı etkisiyle hayatını kaybetti. Aynı anda, ikinci el eşya ticaretiyle geçimini sağlayan İnanç Öktemay, yardım etmeye çalışırken tehlikeli hatlara yakalanarak, ani bir şekilde fenalaşarak yaşamını yitirdi. Bu trajik iki vaka, İzmir’in modern altyapısındaki güvenlik açıkları konusunda acil bir uyarı niteliğindeydi.

Olayın ardından başlatılan hukuki süreç, 42 sanığın tutuklanmasıyla sonuçlanmış, 10 yıl hapis cezası verilen bazı isimlerin, 8 yıl 9 ay hapis cezasıyla yargılanması sağlanmıştı. Ancak, yerel mahkemenin kararları, İstinaf Mahkemesi tarafından bozulunca, dosyada yeni bir dönemin kapıları açıldı. İTÜ ve ODTÜ gibi saygın üniversitelerden seçilen uzman bir heyet, olayda sanıkların kusur oranlarını belirlemek üzere detaylı bir inceleme başlatmaya karar verdi. Bu bilirkişi raporu, sürecin ilerlemesi için kritik bir unsur olarak öne çıkacaktı.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin kararıyla, sanıklardan bazıları tutukluluk sürelerinin sonlanmasıyla serbest bırakıldı. Bu kararlar, özellikle Gediz bölgesinden faaliyet gösteren İZSU Genel Müdür Yardımcısı Gürkan Erdoğan, eski İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu ve diğer teknik personelin tahliyesiyle dikkat çekti. Bilirkişi heyetinin, sanıkların sorumluluklarını ve olayın oluşmasında etkili olup olmadıklarını değerlendirmesi, yargılama sürecini daha da karmaşık hale getiriyordu. Bu durum, olayın ardındaki teknik nedenlerin ve ihmallerin belirlenmesi açısından büyük önem taşıyordu.

Şu anda, davada görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırladığı raporlar, mahkemede delil olarak sunulacak. Bu raporlar, sanıkların eylemlerinin sonucunda hayatını kaybedenlere ve üçüncü kişilere verilen zararın kapsamını belirleyeceği gibi, aynı zamanda olayın meydana gelmesinde hangi kusurların olduğunu da ortaya koyacak. Bu süreç, sadece sanıkların kaderini değil, aynı zamanda İzmir’in altyapı güvenliği konusunda alınması gereken önlemleri de belirleyecektir. Tarafların itirazları ve istinaf mahkemesinin kararları, bu karmaşık hukuki mücadelede önemli bir rol oynamaya devam edecektir.