Günümüzün popüler beslenme trendlerinden biri, pastörize edilmemiş çiğ sütlerin tüketimi. Sosyal medyanın etkisiyle, bu uygulamanın bağışıklık sistemini güçlendireceği, alerjik reaksiyonları engelleyeceği ve sindirime yardımcı olacağı yönündeki iddialar, milyonlarca insanın dikkatini çekiyor. Ancak bu iddiaların ardında yatan gerçekler ne kadar karmaşık ve riskli olabilir?

Son yıllarda, İngiltere ve ABD gibi ülkelerde çiğ sütle ilgili online araştırmalarda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Instagram gibi platformlarda 260 binin üzerinde çiğ sütle ilgili paylaşım yapılıyor, ünlü isimler de bu ürünün potansiyel faydalarını savunuyor. Ancak bu durum, tüketiciyi yanıltıcı olabilir. İngiltere'de üretilen büyük bir bölümü pastörize edilmiş haldeyken, çiğ süt ve süt ürünleri doğrudan hayvanlardan şişelere aktarılarak tüketiliyor. Bu durum, özellikle hijyen koşullarının sağlanmaması halinde ciddi sağlık riskleri oluşturabilir.

Ünlü aktrisi Gwyneth Paltrow gibi birçok isim, çiğ sütün sindirimi için daha uygun olduğunu öne sürüyor. Bu iddia, çiğ sütün içerdiği faydalı bakterilerin bağırsak sağlığını desteklediği yönünde. Fakat sütün besin değerinin pastörize edilmiş versiyonlara kıyasla daha yüksek olduğu düşüncesi, vitaminlerin ısıya duyarlılığı nedeniyle sorgulanabilir. Kanada’da yapılan araştırmalar, pastörize sütte vitaminlerin kaybının önemli ölçüde olmadığını, ancak yine de çiğ sütün besin içeriğinin farklı olduğunu gösteriyor. Pastörizasyon, zararlı bakterilerin ölümüyle birlikte gıda zehirlenmesi riskini de ortadan kaldırır.