Bolu’nun iddialı bir yargılama süreci içinde, belediye başkanı Tanju Özcan’ın, yerel işletmelerle anlaşmalar yoluyla kamu kaynaklarını kullanma iddialarıyla ilgili davada önemli bir dönüm noktası yaşandı. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 178 sayfayı aşan iddianame, 19 sanığın “İrtikap”, “Rüşvet Alma” gibi suçlamalarıyla yargılanmasına neden olmuştu. Dördüncü gününde devam eden duruşmada, mağdur ve şahitlerin ifadeleri alınırken, zincir market temsilcilerinin savunmaları da dikkat çekti.

Bolu Belediyesi’ne yönelik soruşturmanın merkezinde yer alan Tanju Özcan’ın, BOLSEV Vakfı’na reklam desteği sağlamak amacıyla bazı zincir marketlerle ve yerel işletmelerle anlaşma yapmaya çalışıldığı iddia edilmişti. Bu iddiaya göre, A101 Market Mağaza Geliştirme Müdürü Adem Keskin, “Bu süreçte, belediye başkan yardımcısı Süleyman Can beni arayarak görüşmeye çağırdı. BOLSEV Vakfı’na reklam için görüştük. Tanju Özcan başkanlığında yapılan toplantıya katıldım. Özcan, BOLSEV için reklam anlaşmasından bahsetti ve teklif zarfları dağıtıldı. Bolu’da 45 şubemiz var ve aylık hesaplandığında 1 milyon gibi bir maliyet çıkıyordu. Buna itiraz ettik. Bölgesel reklam yapılmayacağını şirket üst yönetimi bize bildirdi. Reklam vermedik ve anlaşma yapmadık. Sonrasında marketlere denetimler başladı. Bize rutin bir denetim olduğu ve NACE kodlarının yenilenmesi gerektiği söylendi. Encümenden mağaza mühürleme kararları çıkınca mahkemeye gittik ve yürütmeyi durdurma kararı verildi. Şikayetçi değilim” şeklinde ifade vermişti. Aynı şekilde, Noahmar Marketleri’nin sahibi İbrahim Erdini, “Şube başı 15 bin TL reklam ücreti teklif ettiler, bize fazla geldi ve pazarlık aşamasında 5 bin TL ile anlaştık. Bizde NACE1 kodu vardı. Denetlenmeleri duydum ve zabıta ile iletişime geçerek NACE2 kodu alarak ruhsatlarımızı yeniledik. Bize herhangi bir baskı yapılmadı. Belediye ile sözleşmemiz devam ediyor. Marketlerimizden de herhangi biri kapanmadı” diyerek, baskı iddialarına katılmadığını belirtmişti.

CarrefourSA Şube Müdürü Ahmet Gülsever de benzer bir ifade kullandı: “BOLSEV Vakfı’nın kurulduğu ve gelir sağlanması gerektiği tarafımıza bildirildi. Bilboard reklamları ile vakfa destek sağlanacağı ifade edilerek zarflar dağıtıldı. Bazı market yetkilileri, 'yüksek' dedi. Toplantıda herhangi bir gerginlik de olmadı baskı da olmadı. Bu konuyla ilgili şikayetçi değilim”. Şok Marketler’in eski bölge sorumlusu Aytaç Baycan ise denetimlerin toplantının ardından başladığını belirterek, “Toplantı 2024 yılının Mayıs ayında yapıldı. Bize vakıf kurulacağını, billboard reklamları vermemiz gerektiği söylendi. Teklif evrakları verildi. Biz yetkimizin olmadığını ve anlaşmayı yapamayacağımı, bunu marketin yetkililerine bildirmem gerektiğini söylendi” şeklinde konuştu. Bu ifadeler, davadaki itibar suçu iddialarının yanı sıra, baskı ve zorlama altında hareket edilmiş olup olmadığını sorgulamaya neden oluyor.

Bu iddialar, iddia edilen baskıların varlığı konusunda kesin bir yargıya varmak için henüz yeterli değil. Yargılama süreci devam etmekte ve mahkeme, mağdur ve şahitlerin ifadelerini değerlendirerek, sanıkların iddialarını çürütüp çürütemeyeceğini belirleyecektir. Ancak, zincir market temsilcilerinin şikayet etmedikleri, baskı altında olmadıkları ifadeleri, davada önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilebilir.