Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Türkiye'nin uluslararası arenadaki konumuna dair önemli değerlendirmelerle çatırdandı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın A Haber’deki canlı yayındaki açıklamaları, zirvenin sadece liderlerin bir araya geldiği bir toplantı olmadığını, aynı zamanda yeni bir dünya düzeninin şekillenmesinde Türkiye’nin oynadığı stratejik rolü de ortaya koydu. Zirvedeki atmosfer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın globaldeki etkisini, farklı açılardan ışık tuttu.
Yayman, zirvenin, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunun dünya sahnesindeki en belirgin kanıtı olduğunu vurgularken, özellikle liderlerin Erdoğan’la fotoğraf çekme isteğini, onun küresel siyasetteki saygınlığını ve tecrübesini gözler önüne serdi. Zirve, Türkiye’nin artık sadece bir NATO üyesi değil, aynı zamanda küresel sorunlara çözüm üretme kapasitesine sahip, arabulucu rolünü üstlenen bir aktör olarak konumunun altını çizdi. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı gibi karmaşık çatışma ortamında Türkiye’nin tutumu, uluslararası arenada güvenilir bir ortak olarak kabulünü pekiştirdi.
Zirveye ilişkin yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı zorluklar ve bu zorlukların üstesinden gelerek bugünlere gelmesi vurgulandı. Tarihten hareket ederek, Türkiye’nin ‘hasta adam’ muamelesi gördüğü dönemden, bugün NATO’nun ve dünyanın birçok ülkesinin çözüm aradığı ‘kilit ülke’ haline gelene kadar geçirdiği dönüşüm, milli gururun bir göstergesi olarak sunuldu. Bu dönüşüm sürecinde, Türkiye’nin NATO’ya olan bağlılığı ve üyeliğinin sürdürülebilirliği, ittifakın geleceği için de kritik bir unsur olarak değerlendirildi.
Tartışmalı noktalarda da yer alan muhalefet eleştirisi, yayman tarafından, Türkiye’nin büyük gücüne karşı sergilenen ‘sefalet’ anlayışının bir örneği olarak tanımlandı. Özellikle Mehter Marşı’ndan duyulan rahatsızlık, muhalefetin gerçekleri görme ve milli değerleri anlama yetisinin sorgulanmasına neden oldu. Ancak yayman, zirveden elde edilen başarıların, 86 milyon insanın ortak gurur kaynağı olduğunu ve Türkiye’nin NATO’nun gündemini belirleyen bir ülke olarak konumunun değişmez olduğunu vurgulayarak, bu başarıların daha da ileriye taşınması gerektiğini ifade etti.