Karadeniz futbolunun yükselen yıldızı Thomas Reis, kulüp dergisine yaptığı açıklamalarla Trabzonspor'un başarısının ardındaki sırları gözler önüne seren bir söyleşiye imza attı. Reis, takımı ve şehrin kendine özgü dinamiklerine dair çarpıcı ifadelerle adeta bir hikaye anlatımı sergiledi. Oyuncuların azmi, teknik direktörün vizyonu ve şehrin sıcak atmosferi bir araya gelerek Trabzonspor'u Avrupa'nın gündemine taşıdı.

Alman çalıştırıcı, takımının yıldız oyuncularını (Salah, Fabinho, Onana, Savic gibi isimler) vurgulayarak, “Bu kadro, şampiyonluk için inşa edildi. Baskıların normal olduğunu kabul ediyorum ve bu baskıyı seviyorum. Takımın ve benim üzerimde bir baskı olması doğal ve bu, bizi daha da ileriye taşımaktadır” şeklinde konuştu. Reis, futbolun sadece bir spor dalı olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayarak, oyuncular arasındaki disiplin ve özgürlük anlayışını da özetledi. “Futbolda da arabayla çıktığınızda kurallarınız olur. Benim tarzım disiplin ve özgürlük. Oyuncularım belli kurallar uyarsa onları saha içinde serbest bırakırım,” dedi.

Trabzonspor'a olan bağlılığı ve kulübün geleceği konusundaki vizyonu da paylaşan Reis, son olarak, eşinin desteğini ve bu desteğin kendisine ne kadar değerli olduğunu anlattı. “Eşimin uğrunu cebimde taşırım. Eşim futbolu 3 sene önce bıraktı, ancak arkamı kolluyor ve sürekli telefonda görüşüyoruz. Onun desteği benim için çok değerli.” Ayrıca, atletik performans antrenörünün Trabzon'un yerel lezzetlerini tanıtmasıyla oluşan yeni bir farkındalığı da dile getirdi. “Trabzonlu antrenörüm beni Trabzon'un yerel lezzetleriyle tanıştırdı. Burada çok kilo almamak için dikkat ediyorum,” diyerek hem kendi sağlığına hem de şehrin kültürel zenginliğine dikkat çekti.

Son olarak, Reis, futbol felsefesini ve hayatındaki en büyük motivasyonunu şu sözlerle özetledi: “Futbol felsefemizi tek kelimeyle ‘Mentalite’ olarak tanımlayabiliriz. Hayatımın filmi olsa adı ‘Mentaliteyle Birçok Şeyi Başarabilirsiniz’ ya da ‘Mentaliteyle Hedeflerinize Ulaşabilirsiniz’ olurdu. En çok sakinleştiğim şey maç kazanmak ve güzel bir yemek yemek. En çok korktuğum şey hastalanmak, en büyük zaafım bazen insanlara fazla güvenmek. İlk başta Lothar Matthaus'u örnek alıyordum ve futbol hayatımda en çok kullandığım kelime ‘Merhaba’dır.”