Küresel ısınmanın denizler üzerindeki yıkıcı etkileri giderek belirginleşirken, bilim insanları sıcaklık eğilimlerini yakından takip ediyor. Son araştırmalar, Türkiye'nin stratejik öneme sahip denizlerinden Marmara Denizi'nde gözlemlenen artışın, sadece küresel bir trendin yansıması olmadığını, aynı zamanda yerel faktörlerin karmaşık etkileşiminin bir sonucu olduğunu ortaya koyuyor. Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer liderliğindeki ekip, bu durumu detaylı bir şekilde analiz ederek, iklim değişikliğinin yanı sıra diğer çevresel değişkenlerin de etkileşimini ortaya koymaya çalışıyor.
Son 50 yıllık deniz suyu sıcaklık verileri, Ege ve Akdeniz bölgelerinde 1,5 ile 2 derece, Karadeniz'de ise 1,3 derece gibi belirgin artışlar gösterirken, Marmara Denizi'nde 2,5 derece ile rekor bir artışın kaydedilmesi dikkat çekici bir durum. Bu artış, deniz canlılarının yaşam alanlarını ve davranışlarını derinden etkileyebilir, aynı zamanda turizm sektöründe de önemli değişikliklere yol açabilir. Uzmanlar, bu tür sıcaklık değişimlerinin, deniz ekosistemlerinin hassas dengesini bozarak uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğine vurgu yapıyor.
Deniz suyu sıcaklığının insan konforu üzerindeki etkileri de bu analizde önemli bir yer tutuyor. İdeal deniz suyu sıcaklığı olarak kabul edilen 24-26 santigrat derece aralığında, insan vücudu en rahat hissederken, bu aralığın dışındaki sıcaklıklar hem aşırı soğuk hem de aşırı sıcak olarak algılanır. 29 santigrat derece ve üzeri sıcaklıklar ise bir tür ‘bunaltıcı sıcaklık’ olarak tanımlanarak, insan sağlığı ve konforu açısından ciddi riskler oluşturduğu belirtiliyor. Bu durum, özellikle turizm sezonunda denizlerdeki yoğunluğu artırarak, insan sağlığı üzerindeki baskıyı yükseltiyor.
Ek olarak, araştırmalar atık su deşarjlarının Marmara Denizi'ndeki sıcaklık artışındaki rolünü de göz önünde bulunduruyor. Kapalı denizlerdeki kirlilik, suyun ısıyı daha hızlı emmesine ve sıcaklık farklarını artırmasına neden olabilir. Bu nedenle, çevresel sürdürülebilirliği sağlamak ve deniz ekosistemlerini korumak için atık yönetimi ve su kirliliği kontrolü gibi önlemlerin hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Bu karmaşık etkileşimlerin daha iyi anlaşılması, Marmara Denizi ve diğer denizler için daha etkili koruma stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.