Şafakın ilk ışıklarıyla yaşanan o travmatik anların yankıları hala Esenyurt’ta hissediliyor. 30 Ekim 2024’te gerçekleşen operasyonun ardından tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Ahmet Özer, bu karanlık dönemi anılarında yaşamaya devam ediyor. Bu özel gün geldiğinde, yaşananları ve üzerindeki etkilerini ilk kez kamuoyuyla paylaşma kararı aldı.
Operasyonun ardından ilk olarak İstanbul Valiliği’ndeki bir resepsiyona katıldığını ve ardından Esenyurt Meydanı’nda halkla buluştuğunu belirten Özer, o günde ‘Adalet ve Dayanışma’ temasıyla konuşma yaptığını ifade etti. Cumhuriyet Bayramı kutlamalarıyla süslenen bu anı, aslında daha büyük bir mücadele hikayesinin başlangıcı oldu. O konuşmanın ardından, gece eve döndüğünü ve sabah saatlerinde evinin çevresinde yoğun bir polis varlığıyla karşılaştığını anlatırken, o anki dehşeti gözlerinden kaçmadı: ‘Onlarca polis evimin etrafını kuşattı, eşimin beni uyandırmasına izin vermeden beni alıp götürdüler.’
Hâkim karşısına çıkmadan önce Esenyurt’a kayyum atandığı yönünde haberlerin geldiğini belirten Özer, tutuklanıp Silivri Zindanları’na gönderildiğini aktardı. ‘Ver belediyeyi, gir içeriye, suçun ne olduğuna sonra bakarız’ şeklinde bir algı yaratıldığını savladı. Ancak Özer, kendisinin akademisyenlik geçmişine, 40’tan fazla kitap yazmış olmasına, 40 bin öğrenci yetiştirmiş olmasına ve barış, demokrasi ve kardeşlik ilkeleri doğrultusunda mücadele etmiş geçmişine dikkat çekerek, ‘Ben bir akademisyenim, bir belediye başkanı değilim. Halkın iradesi, adil bir yönetimin temsilcisiyim’ dedi.
Parlamentoda Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na davet edildiğini, çözüm süreci döneminde de sunumlar yaptığını anlatan Özer, ‘Hakkımda bir araştırma, bir soruşturma yokken, sadece oyumu alıp belediye başkanı oldular. Bir gece yarısı, boş bir dosyayla örgüt üyeliğiyle suçlayıp tutukladılar. Bu, seçilmiş bir belediye başkanını görevinden almanın bir aracıydı’ diyerek adaletsizlik karşısında duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Belediye yönetimine ilişkin incelemelerde kamu zararı tespit edilmediğini savunayarak, kendi döneminin didik didik edildiğini ve hiçbir suça karışmadığını vurguladı. ‘Bizim dönemimiz didik didik edildi. Bir kuruş bile kamu zararı söz konusu değil. Hakkımızdaki bütün iddialardan beraat ettik. Ancak beni aylarca hapishanede yatırdıkları için ‘görevi ihmal’ diye bir suç uydurdular’ şeklinde sözlerini ekledi.