Siyasi arenanın karmaşık dokusunda yaşanan gerilimlere ışık tutan bir söylem daha ortaya çıktı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli ile Anıtkabir’deki Cumhuriyet Bayramı törenindeki etkileşimi değerlendirirken, bu durumun ardındaki siyasi dinamikleri de gözler önüne serdi. Genel Merkez binası çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dervişoğlu, olayın sadece bir anı gibi değil, daha derin bir kutuplaşmanın yansıması olduğunu vurguladı. “Devlet Bahçeli’ne karşı eleştiri yapamayanların, benim üzerimden yararlanmaya çalıştığına” dair yaptığı açıklama, siyasi arenada yaşanan hassasiyetleri ve önyargıları bir kez daha merkeze yerleştirdi.”

Dervişoğlu, bu türden bir ortamın siyasi arenayı nasıl bir karanlığa sürüklediğini ve özellikle memleket sevdasıyla hareket eden siyasetçilerin bu türden yanlış yorumlardan dolayı nasıl üzüldüğünü ifade etti. “Siyasi mücadelemi ülkülerim, hedeflerim ve inançlarım üzerine yaparım, ama beşerî münasebetlerimi almış olduğum aile terbiyesi üzerinden yürütürüm” diyerek, siyasi arenanın insanlık dışı ve kutuplaştırıcı bir zemine dönüştüğünü belirtti. “Siyasette bir kutuplaşma ortamı söz konusudur. Dolayısıyla siyasi partileri ya da siyaseten söz söyleme makamında olanların ifadeleri bu kutuplaşma çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu kutuplaşmanın sonucunda bir siyasi husumet, siyaseten hamasete dönüşmüş dil ile ifade edilmeye çalışılıyor” şeklinde, bu durumun sonuçlarını öngörerek uyarıda bulundu.

Dervişoğlu, bu türden tartışmalara gelinceki, memleketi ve inançlarını koruma görevinin önemine dikkat çekti. “Uzun bir zamandan bu yana siyaset yaptığını ve bu zamana kadar şahsından kaynaklı bir saygı krizi yaşamadığını” belirterek, bu durumun siyasetçilerin itibarını koruma ve siyasi arenada saygınlığını sürdürme konusundaki çabalarını gösterdiğini ifade etti. “Bunun tek bir örneğini bile hiç kimse gösteremez. Kiminle bir kavgam varsa, o kavga mutlaka memleket içindir. Memleket için yapılan kavgada da mücadelede de bir adım geri durduğuma şahitlik eden yoktur” diyerek, kendi siyasi duruşunu ve sorumluluklarını net bir şekilde ortaya koydu. “Kamuoyunda bir görüntüyü tartışıyorsunuz. Bu sosyal medyada bir linç ortamına dönüştürüldü. Televizyonlarda daha makul yorumlara rastlıyorum. O yorumları yapanları da anlayışları itibarıyla kutluyorum” şeklinde, bu türden kamuoyu baskılarına karşı direnç göstermenin önemine vurgu yaptı.

Son olarak, Dervişoğlu, bu türden bir anı üzerinden şahsına yönelik bir hesap açılmasının kabul edilemez olduğunu, Türkiye’nin geleceği için daha büyük ve daha önemli mücadelelerin sürdüğünü vurguladı. “Beni tanıyanlar bu özelliğimle bilirler. Kamuoyu mücadelemizi nasıl sürdürdüğümüzün şahididir. Devlet Bey’le fikirlerinden kaynaklı bir husumeti olanlar varsa bu husumeti kendileri üzerinden ete kemiğe büründürsünler. ‘Cumhuriyete karşı bir kalkışma’ diye tanımlamış olduğumuz bu ihanet oyununu bozmaya çalışan biziz. Hala da bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Türkiye'nin birçok yerinde 'Bayrak Açıyoruz' mitingleri yaptık. 7 Kasım'da da aynı mitingi Trabzon'da gerçekleştireceğiz. Türkiye'nin ve Türk milletinin beklentilerinin hilafına atılmış adımlara hakkıyla cevap veren biziz” diyerek, kendi siyasi misyonunu ve Türkiye’nin geleceği için sorumluluklarını yeniden hatırlattı.”}p>”