Isparta’nın eşsiz coğrafyası ve iklimi, yüzyıllardır elma yetiştiriciliğinin merkezi olmasını sağladı. Ancak, bu köklü gelenek şimdi, bir umutsuzluğun ve çaresizliğin habercisi olarak karşımıza çıkıyor. Tarlaların arasında dolaşan, tonlarca mahsulün çürüme noktasına geldiğini gören üreticiler, hayallerinden uzaklaşıyor ve ekonomik bir krize sürüklüyor.

Üreticiler, meyve suyu fabrikalarına satılan sanayi tipi elmaların kilogram fiyatında yaşanan dramatik düşüşle mücadele ediyor. Geçen yıl 12 liradan satılan elmalar, şimdi 2,5 ila 3 liradan işlem görüyor. Girdi maliyetlerinin rekor seviyelerde olduğu bu dönemde, üreticiler hem üretimlerini sürdürmekte hem de ürünlerini dalında ve depolarda çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kalmakta zorlanıyor. Bu durum, sadece ekonomik bir sorun olarak değil, aynı zamanda bölgedeki tarım sektörünün geleceği için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Sorunun kaynağı, sadece elmaların fiyatının düşmemesi değil, aynı zamanda sofralık elmaların da benzer bir talihsizliğe uğraması. Geçen yıl 50 liraya kadar alıcı bulan birinci sınıf elmalar, bu sezon sadece 10 ila 15 lira seviyesinde teklifler alıyor. Bu durum, üreticilerin motivasyonunu düşürüyor ve üretimi olumsuz etkiliyor. Ayrıca, bölgede tüccar hareketliliğinin azalması ve fabrikaların önünde uzun tır kuyruklarının oluşması, üreticilerin durumlarını daha da zorlaştırıyor.

Üreticiler, şirketlerin keyfi kararlarına ve piyasadaki dengesizliklere tepki göstererek, çiftçiyle sanki oynandığını savunuyor. Ali İhsan Ünver gibi 30 yıldır topraktan geçimini sağlayan bir üretici, günlük yevmiyesi 2 bin lira olmasına rağmen, elmanın ilaç, gübre, su, elektrik ve mazot gibi giderlerine bağlı olarak zararda çalıştığını vurguluyor. Ali Çiftçi ise depoların tıka basa dolduğunu ve ürünlerin bir kısmının beklemekten çürüdüğünü belirterek, çözümün yalnızca dış pazara açılmakla mümkün olduğunu, ihracatın Türkiye genelindeki elma üretimini dengelediğini belirtiyor.