Türkiye’nin gayrisaf yurt içi Ar-Ge harcamaları, 2025 yılı içerisinde önemli bir dönüşüm noktasına işaret ederek, 980 milyar 428 milyon lirayı aşan bir zirveye ulaştı. Bu rakam, ülke ekonomisinin yenilikçilik odaklı gelişimine yönelik ciddi bir taahhüt olarak değerlendirilebilir. TÜİK’nin yayınladığı detaylı analizler, Ar-Ge yatırımlarının GSYH içindeki payının yüzde 1,55’e yükseldiğini ve toplam Ar-Ge personeli sayısının 317 bin 982’ye ulaştığını ortaya koymaktadır. Bu durum, Türkiye’nin küresel Ar-Ge arenasında daha güçlü bir konuma gelme potansiyelini gözler önüne seriyor.
Harcamaların dağılımı, sektörlerin Ar-Ge’ye olan katkılarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Şirketler, toplam harcama kalemlerinin %65’ini alarak lider konumuyla öne çıkarken, yükseköğretim kurumları %30,3’lük bir payla ve genel devlet kurumları ile kâr amacı olmaksızın faaliyet gösteren kuruluşlar %4,7’lik bir oranda Ar-Ge faaliyetlerine katkıda bulunmaktadır. Bu dağılım, Ar-Ge’nin ekonomik büyüme ve teknolojik ilerleme için çok yönlü bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Ar-Ge personelinin yapısı da dikkat çekici detaylar içermektedir. Tam zaman eşdeğeri (TZE) olarak hesaplanan 317 bin 982 personel arasında kadın Ar-Ge çalışanlarının sayısı %34,1 ile önemli bir oranda yer almaktadır. Kadın personelin yükseköğretimde daha yoğun olması (%48,1), Ar-Ge alanında kadınların daha fazla temsil edilmesinin potansiyelini göstermektedir. Personelin eğitim seviyesi de incelendiğinde, %40,6’sının lisans derecesinde, %31’inin doktora veya eşdeğeri unvanına sahip olduğu ve %19,4’ünün yüksek lisans mezunu olduğu görülmektedir. Bu eğitimsel yapı, Ar-Ge’nin teorik ve uygulamalı bilgi birikimiyle desteklenmesi gerektiğinin bir göstergesidir.