ABD ekonomisi, uzun süredir devam eden borçlanma stratejisiyle yeni bir dönüm noktasında. Federal hükümetin yayınladığı son raporlar, milli gelire oran olarak hesaplanan kamu borcunun yeniden yüzde 100’ün üzerine tırmandığını gösteriyor. Bu durum, uzmanlar tarafından 1946’daki İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemine atıfta bulunularak, küresel finans piyasalarında önemli bir uyarı sinyali olarak değerlendiriliyor.

30 Eylül itibarıyla kaydedilen 32,2 trilyon dolar seviyesindeki kamu borcu, hükümetin üçüncü çeyrekteki büyüme verilerini dikkate alarak hesaplamaları sonucunda, GSYH’nin %100,03’ünü oluşturuyor. Bu oran, 2025 mali yılı sonuna kadar %99,4’te yer almışken, beklenenden daha yüksek bir seviyeye ulaşarak, yatırımcılar ve analistler arasında dikkatleri yeniden ABD’ye çekiyor.

Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) şubat ayında yayınladığı %100,6’lık tahminin altında kalması, durumun ne kadar kritik olduğunu daha da vurguluyor. Bu durum, ABD ekonomisinin uzun vadeli sürdürülebilirliği konusunda ciddi soruları beraberinde getiriyor. Özellikle, yüksek borç seviyesinin gelecekteki ekonomik büyüme üzerinde olası etkileri ve uluslararası ticarette yaratacağı baskılar tartışma konusu haline geldi.

Bu tarihi eşiğe ulaşan borç yükü, 1946’da yaşanan İkinci Dünya Savaşı’nın finansmanı amacıyla gerçekleştirilen yüksek borçlanma dönemine benzemektedir. 80 yılın ardından, ABD’nin kamu borcunun milli gelire oranı yeniden bu yüksek seviyeye yaklaşması, ekonomistler tarafından bir uyarı işareti olarak yorumlanıyor. Bu durum, gelecekteki ekonomik politikaların şekillenmesinde önemli bir rol oynayabilir ve ABD’nin küresel finans sistemindeki konumunu yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.