İstanbul Modern’in küratörlüğünde gerçekleştirilen ‘Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası’ sergisi, sanat tarihine damga vuran Semiha Berksoy’un eserlerini geniş bir perspektifle sunuyor. Bu kapsamlı etkinlik, sanatçının opera sahnesinden resimlerine, sinemadan edebiyata uzanan, yaratıcılığın sınırlarını zorlayan evrenini, ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunuyor. Sergide, 200’ü aşkın belge, fotoğraf, ses kaydı ve diğer efemera yer alarak, Berksoy’un sanatsal macerasının zenginliğini gözler önüne seriyor.

Sergide dikkat çeken en önemli noktalar arasında, sanatçının sahne estetiğini ve teatral atmosferini yansıtan “Kırmızı Oda” bulunuyor. Bu merkezî çalışma, sanatçının erken dönem desenleri, opera temalı resimleri, annesine adadığı eserler, otoportreleri ve kumaş üzerine yaptığı ünlü ‘çarşaf resimleri’ ile çevrelenmiş. Ayrıca, 1935’te yayımlanan “Mezardan Gelen Mektup” adlı öyküsünden ilhamla yaratılan özel bir oda, Türkiye’nin ilk sesli filmi olan “İstanbul Sokaklarında”dan kesitler ve dönemin önde gelen isimleriyle olan yazışmalarla zenginleştirilmiş. Bu çok katmanlı anlatı, serginin bütünlüğüne önemli bir katkı sağlıyor.

Sergide, sanatçının Avrupa sahnesine ilk adımı atan, 1939’da Berlin’de Richard Strauss’un “Ariadne auf Naxos” operasında Ariadne rolünü başarıyla canlandırdığı hatırlatılıyor. Bu önemli dönüm noktasında, 1998’de yaratılan “Ariadne auf Naxos (Otoportre)” adlı yapıt, Berksoy’un kendi mitolojisine gönderme yapan, kumaş üzerine yağlıboya tekniğiyle oluşturulmuş, serinin en özgün örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu otoportre, sanatçının yaratıcılığının ve bireysel kimliğinin güçlü bir tezahürü olarak kabul ediliyor.