Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın son açıklamalarından biri, 'Sû-i misal, emsal olmaz' ifadesini kullanmasıyla büyük yankı uyandırdı. Bu söz, sadece bir dilbilgisi kurumu değil, aynı zamanda toplumsal hafızaya ve hukuki prensiplere dair önemli bir mesajı temsil ediyor. İfadenin ardındaki düşünceyi anlamak, günümüzdeki benzer tartışmaların aydınlatılmasına katkı sağlayabilir.
‘Sû-i misal, emsal olmaz’ ifadesinin temelini oluşturan unsurlar incelendiğinde, sözcüklerin kendi içerdiği anlamlar ve bir araya geldiğinde oluşturduğu anlam derinliği daha iyi anlaşılır. ‘Sû’ kelimesi, olumsuzluğu, zararlılığı ve kötücüllüğü ifade ederken, ‘Misal’ kelimesi örnek, emsal, model gibi kavramları temsil eder. ‘Emsâl’ ise benzer örnekleri, paylaşılan referans noktalarını ifade eder. Bu üç kelimenin birleştirilmesi, 'kötü bir örnek, örnek teşkil etmez' anlamına gelir; yani geçmişte yaşanan hatalı veya yanlış bir davranış, gelecekte aynı türden hataların tekrarlanması için bir bahane veya meşruiyet oluşturamaz.
Bu ifade, hukuki bir bakış açısıyla, geçmişte işlenen suçların veya hataların, gelecekte aynı fiilin tekrarının meşrulaştırılmasına asla izin vermemesi gerektiğini vurgular. Aynı zamanda, ahlaki bir perspektiften bakıldığında, bir eylemin sonuçları, o eylemi yapan kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Hatta, kötü bir örneğin teşvik edilmesi, benzer davranışların yayılmasına ve toplumsal zararın artmasına zemin hazırlayabilir.
Sonuç olarak, ‘Sû-i misal, emsal olmaz’ sözü, sadece bir dilbilgisi kurumu değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal sorumluluklar, hukuki prensipler ve ahlaki değerler üzerine önemli bir dersi barındıran bir ifadedir. Bu ifade, geçmişten çıkarılan derslerin geleceğe taşınması ve benzer hataların tekrarlanmasının engellenmesi için bir uyarı niteliğindedir.