Türkiye’nin dijital güvenlik altyapısında kritik bir noktada yaşanan karmaşıklık, Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale’nin sorularını yeniden merkeze taşıyor. Kamu kurumlarının siber güvenliğinin sağlanmasında yer alan şirketler ve bu şirketlerin sahipleri arasındaki bağlantılar, devletin hassas verilerinin korunması açısından önemli bir tartışma başlatıyor. Özlale, bu süreçte denetimin yetersiz kaldığını ve potansiyel risklerin göz ardı edildiğini vurguluyor.

Barikat Siber Güvenlik gibi şirketlerin, Adalet, İçişleri, Ticaret ve Enerji Piyasası Değerlendirme Kurumu (EPDK) gibi kritik devlet kurumlarına siber güvenlik hizmeti sunması, bu kurumların dijital altyapılarındaki güvenlik seviyesini doğrudan etkiliyor. Şirketin müşterileri arasında Borsa İstanbul, Türk Telekom ve Türkiye’nin stratejik taşıyıcısı THY gibi kurumların da yer alması, bu güvenliğin ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Ancak, bu durum aynı zamanda denetimin ve kontrolün ne kadar zorlu bir süreç olduğunu da ortaya koyuyor. 2025 yılına ait 650 milyon TL’lik yeni siparişlerin alınması, bu şirketlerin yetkinliğini ve devletin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını sorgulamaya neden oluyor.

Şirketin yönetimini Emre Tezmen’in yaptığı Tera Yatırım Teknoloji Holding’e (TEHOL) ait olması ve Tezmen’in Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) Yönetim Kurulu’nda da görev yapması, büyük bir çıkar çatışması yaratıyor. MKK’nın yatırımcıların menkul kıymet ve pay kayıtlarını tutması, bu kurum arasındaki bağlantının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Tezmen’in tutuklanması ve şirketlerin TMSF kayyımına geçmesi, bu karmaşanın ve potansiyel risklerin vahametini daha da ortaya koyuyor. Bu durum, kamuoyunun büyük bir merakla ve endişeyle takip ettiği bir gelişme.