Fransız akademisyenlerin hazırladığı detaylı bir analiz, küresel eğitim sıralamalarındaki karmaşık dinamikleri gözler önüne seriyor. Avrupa'nın önde gelen düşünce kuruluşu Contrepoints dergisi, son PISA 2025 değerlendirmesi üzerine yaptığı kapsamlı raporla, öğrenci başına harcanan meblağın eğitim başarısıyla doğrudan orantılı olmadığını iddia ediyor. Bu rapor, özellikle Fransa'nın yüksek harcama politikalarını sorgulamaya davetiye çıkarıyor.

Dergide yer alan bulgulara göre, Fransa, öğrenci başına yaklaşık üç kat fazla harcama yaparak, PISA testlerinde Türkiye'nin gerisinde kalmış durumda. Fen bilimlerinde 483 puanla yer alan Fransa, 494 puanla Türkiye'nin önündeydi. Bu durum, 38.013 dolarla sınırlı kalan Türkiye'nin harcama stratejisinin, verimlilik açısından daha başarılı olduğunu gösteriyor. Fransa'nın 126.988 dolar harcama yaptığı bu süreçte, harcamaların dağıtımında ve eğitim sisteminin genel yapısında daha etkili bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu durum, sadece finansal kaynakların artırılmasıyla değil, aynı zamanda eğitim politikalarının yeniden değerlendirilmesiyle çözülebilir bir sorun olarak görülüyor.

Analiz, OECD ülkeleri arasında benzer harcama düzeylerine sahip diğer ülkelerle karşılaştırmalarla da dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Japonya, 114.107 dolar harcayarak 538 puan alırken, Tayvan 540 puanda yer alıyor. İsrail 442 puanla daha düşük bir performans sergilerken, Lüksemburg, Fransa'dan 9 puan daha düşük bir puanla 474 puanda kalıyor. Bu karşılaştırmalar, harcama miktarının tek başına başarıyı belirlemediğini, aynı zamanda eğitim sisteminin etkinliğinin ve diğer faktörlerin de önemli rol oynadığını gösteriyor. Örneğin, Almanya’nın 2015’ten bu yana ortaöğretime yaptığı ciddi yatırımlara rağmen, puanlarda beklenen artış sağlanamamış, Fransa ile benzer bir gerileme göstermiş.

Türkiye’nin PISA sonuçlarındaki yükselişi ise bu analizde önemli bir örnek olarak yer alıyor. 2003’e kıyasla 15 yaşındaki öğrencilerin ortalama puanlarında 45 puanlık bir artış sağlanırken, okullaşan nüfusun oranı da 2003’te yüzde 36’dan 2018’de yüzde 73’e yükselmiş. Bu durum, “4+4+4” reformu gibi önemli eğitim yeniliklerinin yanı sıra, kız çocuklarının ve kırsal bölgelerdeki çocukların okullaşmasını teşvik eden programların da etkili olduğunu gösteriyor. Kontrepoints dergisi, Türkiye’nin eğitimde erişim sorunlarını çözme ve sonuçları iyileştirme başarısını, harcama stratejisinin yanı sıra, eğitim sisteminin organizasyonu ve öğretmen yetiştirme gibi faktörlerin de etkileşimli bir sonucu olarak değerlendiriyor. Bu durum, diğer ülkelerin de Türkiye’nin deneyimlerinden ders çıkararak kendi eğitim politikalarını yeniden şekillendirmesi için bir fırsat sunuyor.