Hollywood'un unutulmaz isimlerinden Barbara Barrie, 95 yaşında hayatını kaybetti. İleri evre bir kanser teşhisi üzerine kurulu uzun bir mücadeleden sonra, tıbbi yardımla gerçekleştirdiği son yolculuğuna çıktı. Barrie, sadece bir hastalıkla değil, hayatın farklı evrelerini deneyimlemiş bir sanatçı ve yaşamın anlamını sorgulamış bir birey olarak da hafızalara kazınmıştı.
Barrie'nin kariyeri, 1964 Cannes Film Festivali'ndeki ‘One Potato, Two Potato’ adlı yapımda canlandırdığı Julie karakteriyle altın bir sayfaya geçmişti. Bu rol, ona En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirmiş, onun sinema tarihindeki yerini sağlamlaştırmıştı. Ardından ‘Breaking Away’ filmindeki performansı, onu Oscar'a aday göstermişti. Film, o dönemde eleştirmenler tarafından büyük beğeni görmüş ve bir dönemin sinema geleneğini temsil ediyordu.
Barrie’nin sanatsal yolculuğu, sadece büyük yapımlarla sınırlı kalmadı. ‘Company’ adlı müzikalde Sarah rolüyle Tony Ödülü’ne aday gösterilmiş, ‘Barney Miller’ ve ‘Private Benjamin’ gibi farklı projelerde de yer almıştı. Bu projelerde sergilediği çok yönlü oyunculuğu, onu geniş bir hayran kitlesine sahip bir yıldız yapmıştı. Yüzbaşı Barney Miller’ın eşi olarak ‘Barney Miller’ dizisinde yer alması ve Goldie Hawn’ın annesi olarak ‘Private Benjamin’ filmindeki performansı, kariyerinin en önemli kilometre taşlarından biriydi.
Barrie’nin hayatı, sanatla, aşkla ve hayata karşı dirençli bir ruhla örülmüştü. 2007’de vefat eden eşi Jay Harnick ile birlikte, iki çocuğuyla birlikte geçirdiği zaman, onun hikayesine anlam katmıştı. Tıbbi yardımla hayatını kaybederken, Barrie’nin yaşamı, sanatın gücünü ve hayatın zorluklarına karşı insan ruhunun direncini bir kez daha gözler önüne serdi.