Muğla'nın kalbi Bodrum’da, 2010 yılında yaşanan trajik olay, Aslı Baş ailesinin hayatını derinden sarsmış, adalet arayışlarını ise 16 yıla uzatmıştı. Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden başlayan yargılama sürecinde, davaya katılamayan baba Mehmet Yavuz Baş, avukatlarının aracılığıyla güçlü bir ifade sergiledi. Bu ifade, sadece bir aile için değil, adalete olan inancın bir sembolü olarak da dikkat çekti.

Yargıtay’ın beraat kararını bozmasının ardından başlayan süreçte, Mehmet Yavuz Baş, kızının cinayete kurban edildiğine dair inancını yerek, “Dava başladığında 62 yaşındaydım, şimdi 78 yaşındayım. Benim ölmemi mi bekliyorlar? Ben ölünce mahkeme bitecek mi? Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Mazlumun ahı indirir şahı. Benim ahım var” şeklinde duygusal bir çağrıda bulundu. Bu sözler, adaletin gecikmesinin sadece bir aile için değil, tüm mazlumların vicdanı için bir yaradır ifadesini barındırıyordu.

Baba Baş, davada ortaya çıkan belirsizliklere de dikkat çekti. Kızının telefon kayıtlarının 16 senede çözülememesinin, olayın karmaşıklığını vurgularken, tanık ifadelerindeki çelişkileri de gündeme getirdi. Özellikle, 112 Acil Servis’e yapılan ihbarlarda kızının merdivenlerden düşmesi ve daha sonra yüksekten atlaması gibi farklı anlatımlar, olayın nasıl bir şekilde gerçekleştiği sorusunu akıllarda soru işareti olarak bıraktı. Ayrıca, tanıkların Aslı Baş’ın balkondaki bitkilerin üzerinden geçtiğine dair farklı ifadeleri, olayda şüpheli bir durumun olduğunu da işaret ediyordu.

Mehmet Yavuz Baş, kızının yaşam tarzını ve ölümünden önceki son sözlerini anlatarak, “Benim kızım dünya güzeli. Yani fizikselden hariç, ölümünden üç dört gün evvel doğaya teşekkür ediyor. Yani yaşama teşekkür ediyor. Her şeyin çok güzel olduğunu, dünyaya pozitif olarak baktığı için teşekkür ediyor her şeye. Bu sevgimizi elimizden aldılar. Bize dünyayı kapkara yaptılar. Yaşama sevincimizi elimizden aldılar” diyerek, kızının hayata olan sevgi dolu bakış açısını ve yaşadığı acıyı gözleri dolu dolu ifade etti. Evlat acısının, ateşin düşmesiyle değil, ateş altında kalmakla tarif edildiği bu duygusal paylaşım, adalete olan umudun ve inancın bir göstergesi olarak kabul edildi.”}p>