Avrupa Birliği, yaklaşan kış mevsimi öncesinde enerji fiyatlarındaki keskin artışlarla karşı karşıya. Avrupa'da yaklaşık 50 milyon hanenin, normal koşullarda bile evlerini yeterince ısılayamadığı vurgulanırken, bu durumun bu yıl daha da tırmanması bekleniyor. Lüksemburg'da düzenlenen enerji bakanları toplantısı, Avrupa'nın enerji arz güvenliği ve fiyat istikrarı konusundaki acil ihtiyaçları bir kez daha göz önüne serdi.
Jorgensen, bu zorlu tabloyu aşmak için acil önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, üye ülkelerin fosil yakıtlardan uzaklaşma hedeflerini hızlandırmalarını talep etti. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve elektrikli cihazlara geçişin teşvik edilmesi, çözüm yollarının temel taşları olarak belirlendi. Sanayi sektörünün rekabet gücünü korumak ve işletmelere gerekli destekleri sağlamak da toplantının öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Özellikle yoksul kesimlerin korunması amacıyla fosil yakıt sübvansiyonlarının kısa vadeli ve hedefli bir şekilde uygulanması gerektiği de kararlaştırıldı.
Mevcut durumu, 2022'deki enerji krizine benzer bir tabloyla karşılaştıran Jorgensen, AB'nin tedarik kaynaklarını çeşitlendirerek ve doğal gaz tüketimini azaltarak krize daha iyi hazırlanabildiğini savundu. 2022'ye kıyasla %18 daha az doğal gaz tüketildiğini ve Rusya'dan gelen doğal gaz payının azaldığını belirterek, Avrupa'nın enerji arzının ve rezervlerinin güçlü olduğunu vurguladı. Ancak, petrol ve petrol ürünleri piyasalarındaki dalgalanmalar da dikkate alınarak, arz güvenliğine yönelik riskler göz ardı edilmiyor.
Toplantıda ayrıca, Avrupa'nın uzun vadeli enerji politikaları da tartışıldı. 2030 sonrası enerji stratejilerinin yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve temiz teknolojiler üzerine yoğunlaşması planlanıyor. Elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, elektrik şebekeleri ve şebeke bedeli düzenlemelerinde yapılacak reformlarla desteklenecek. Bakan O'Brien, ithal fosil yakıtlara aşırı bağımlılığın AB'nin enerji güvenliği ve rekabet gücü açısından en büyük risklerden biri olduğunu, bu nedenle enerji sisteminin temel sorunlarına odaklanılması gerektiğini vurguladı.