Sakarya’nın kalbi, Adapazarı’nın Şeker Mahallesi’nde, 5 Nisan’da beklenmedik bir dramın izlerini taşıyordu. Necmi Ertuna (76), sabahın erken saatlerinde bir börekçi dükkanına giderek sıradan bir ihtiyaçlarını gidermeye çalıştı. Ancak bu basit isteği, hayatının sonunu getirecek bir zincirin başlangıcı oldu. Mehmet K. ile yaşanan tartışma, masum bir arayışı, acı bir sonla sonuçlandı.

Tartışma, börek siparişinin ardından başlayan bir anlaşmazlıkta, ani ve şiddetli bir çatışmaya dönüşmüştü. Mehmet K.'nin Necmi Ertuna'ya yönelik hareketi, basit bir itirazın ötesindeki bir şiddeti ortaya koyuyordu. Ertuna’nın yere düşmesi ve ardından gelen tekmeller, sadece bir tartışmanın sonucu değil, bir insanın yaşamının ne kadar kırılgan olabileceğine dair acı bir hatırlatıcıydı. Olayın hemen ardından harekete geçen sağlık ekipleri, Necmi Ertuna’yı Serdivan Devlet Hastanesi’ne kaldırdı ve beyin kanamasının aciliyetini fark etti.

Hastanede verilen yoğun tedavi çabalarına rağmen, Necmi Ertuna’nın durumu düzelmedi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildikten sonra, beyin hasarı nedeniyle konuşma yeteneğini kaybetmesi ve yatağa bağımlı hale gelmesi, hayatının sonunu daha da zorlaştırdı. Özel bir rehabilitasyon merkezinde uzun süreli tedavi görmeye devam eden Ertuna, hayata tutunmaya çalışırken, kaderine boyun eğdi. Yaklaşık 20 gün sonra, İstanbul’daki bir hastanede ani bir şekilde fenalaşarak gece saatlerinde beyin ölümünün gerçekleştiği belirlendi.

Necmi Ertuna’nın hayatının sonunu, bir ayı aşkın sürenin ardından, İzmir’in Seferihisar ilçesinde yaşanan bir ayı saldırısıyla aynı acı ve beklenmediklikle tamamlandı. Evinin önündeki kanepede huzur içinde uyurken, hayatı vahşice son buldu. Bu iki farklı olay, insan yaşamının ne kadar kırılgan ve öngörülemez olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Necmi Ertuna’nın trajik hikayesi, şiddetin ve acımasızlığın insan hayatına ne kadar kolay nüfuz edebileceğini hatırlatıyor.