İzmir’in Seferihisar kıyı şeridinde, 30 Ekim 2020’de yaşanan 6,6 büyügüllüğündeki sarsıntı, sadece bir doğal afet olmakla kalmadı, aynı zamanda bir toplumun travmasını da beraberinde getirdi. 117 can kaybıyla birlikte, binlerce ailenin hayatları altüst olmuştu. Yerel coğrafyanın dinamikleri, sismik aktivite ve yıkımın ardından Seferihisar’ın Sığacık Mahallesi’nde yaşanan tsunami gibi unsurlar, bu felaketin etkisini daha da derinleştirdi.
Altı yılın geçtiği bu günlerde, yıkıntıların arasında umut ışığı arayan depremzedeler, konut sorunlarıyla mücadelelerini sürdürüyor. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği Başkanı Haydar Özkan, yaşanan karmaşıklıkları ve çözümsüzlük hissini dile getirerek, “Evi yıkılan ama yeni yapılacak olan evini göremeden ölen depremzedelerimiz var” diyerek, acı gerçekleri gözler önüne serdi. Bu ifade, sadece fiziksel bir kayıp değil, aynı zamanda bir yaşam beklentisinin de erimesini temsil ediyor.
Konut inşaat süreçlerinde yaşanan aksaklıklar, depremzedelerin dayanışma ruhunu da zedelemeye başladı. Müteahhitlerle yaşanan anlaşmazlıklar, uzun süren gecikmeler ve beklenmedik ek maliyet talepleri, ailelerin hayatlarını daha da zorlu hale getiriyor. Özkan, müteahhitlerin sözleşme imzalamalarına rağmen inşaata başlamaması veya inşaatın ilk katlarını tamamladıktan sonra ödeme talep etmeleri gibi durumların, devletin ve yerel yönetimlerin acil müdahalesini gerektiğini vurguluyor. Bu durum, sadece ekonomik bir sıkıntı yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda depremzedelerin moralini de bozuyor.
İZDEDA Başkanı Haydar Özkan, bu süreçte yaşanan uzun süren hukuki süreçlerin de mağduriyeti artırdığını belirtiyor. Kira ödemeleri gibi ek maliyetler, depremzedelerin zaten zor durumda olan ekonomilerini daha da yıpratıyor. Binlerce ailenin evlerinden, mahallelerinden ve hatta şehirlerinden ayrılmak zorunda kalması, toplumsal yaşamın temel unsurlarının kopmasına neden oluyor. ‘Evine oturayım’ diye bekleyen 15 bin civarında depremzedenin umutlarını korumak, hem devletin hem de toplumsal vicdanın sorumluluğundadır. Bu felaketin ardından, sadece konut değil, aynı zamanda yeniden inşa edilen bir hayatın da beklentisi hala devam ediyor.