Cumhuriyet'in doğuşu, 1923'te sadece bir devletin kurulmasıyla sınırlı kalmadı; aynı zamanda iletişim dünyasında da bir devrimin başlangıcı oldu. O dönemde haberler, gazete sayfalarında ve telgraflarda, uzak diyarlara saniyeler içinde ulaşıyordu. Bu, bir coşkunun, bir ulusun yeni bir başlangıcını duyurmak için kullandığı en etkili araçtı. Ancak zamanla, bu araçlar da değişti, gelişti ve yeni mecralar ortaya çıktı. Törenler meydanlarda yaşanırken, aynı coşku şimdi cep telefonlarımızda yankılanıyor.
1923'teki ilk kutlamalarda, Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kabul ettiği anayasa, bir haber gibi insanlara ulaşıyordu. Bu haber, sadece bir yasa değişikliğini değil, aynı zamanda bir ulusun geleceğine dair umudu da taşıyordu. 1924'te yapılan törenlerdeki 101 pare top atışı, 29 Ekim'in önemini bir kez daha vurgularken, Cumhurbaşkanı Paşa'nın tebrikleri kabul etmesi ise bu coşkunun zirvesini oluşturuyordu. Ancak bu coşku, sadece o gün sınırlı kalmadı; yıl dönümlerinde törenlerle anılmaya başlandı, bayram olarak kabul edildi ve kutlamalar düzenlendi.
1925'te kabul edilen 628 sayılı kanunla 29 Ekim millî bayram olarak ilan edildikten sonra, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları daha da geniş kitlelere ulaştı. Gazeteler, törenleri haberleştirirken, radyo programları konuşmaları, marşları ve tören anonslarını dinleyicilere ulaştırdı. 1933'te Cumhuriyet'in 10. yılı için hazırlanan programlar, sadece meydanlarda değil, radyo başında da takip edilebilirdi. Ankara Radyosu'nun yayınları,