Cumhuriyet, özgürlüğün, insani değerlerin ve çağdaş uygarlığın timsaliydi; Atatürk’ün vizyonuyla şekillenen bir yolculuktu. Bekir Sıtkı Erdoğan’ın şiirlerinde yankılanan bu düşünce, ilkokul yıllarımda da benimleydi. O dizelerin ne anlama geldiğini tam olarak o yaşlarda kavramasakta, marşların coşkusu ve hep birlikte yaşanan o paylaşım ruhu, Cumhuriyet’e olan sevgimizi besliyordu.
O dönemde, okumayı ve yazmayı öğrenen diğer çocuklardan farklı olarak, çevremde bu temel becerilere sahip olmayan pek çok insanla karşılaşıyorduk. Yaşlı büyüklerimizin hayat hikayeleri, Cumhuriyet’in getirdiği fırsatları ve değerleri anlamamızı sağlıyordu. Evlatlarının gurbetten getirdiği mektupları okumak, kalem ve kağıtla yanıt yazmak, o dönemde bizim için büyük bir mutluluk kaynağıydı. Aynı zamanda, kız ve erkek çocukların birlikte ders çıkarmaları, şarkılar söylemeleri ve bayramlarda el ele halay çekmeleri, Cumhuriyet’in eşitlikçi yapısını ve toplumsal dayanışmayı gözler önüne seriyordu.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kahramanlık hikayeleri, bize Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu ve hangi zorlukların üstesinden gelindiğini anlatıyordu. Ortaokul yıllarımda, o hikayeler bir masal gibi geliyordu benim için. Gazilerin yaşamlarından dinlediğimiz kahramanlıklar, Cumhuriyet’in değerlerini ve önemini daha derinden anlamamızı sağlıyordu. Bu durum, Cumhuriyet’e olan bağlılığımızı ve vefayı pekiştiriyordu. O dönemde, ilkokul ve ortaokul eğitiminin ardından, köyden göç eden birçok çocuğun geleceği belirsizdi. Bazıları Anadolu kasabalarında okumaya devam ederken, bazıları büyük şehirlere gidip eğitimlerine devam ediyordu. Ancak, bu durum ne yazık ki bazı çocukların işçiliğe yönelmesine neden oluyordu.
Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi olmamasına özen gösteriyordu. Yatılı okul sınavları sonucunda eğitime kabul edilen bizler, devlet tarafından hem analık hem babalık yapılıyorduk. Yemek, su, eğitim gibi tüm ihtiyaçlarımız karşılanıyordu. Bu durum, Cumhuriyet’in eğitim kurumu olarak, geleceğin nesillerine yatırım yapma çabasını gösteriyordu. Bu sayede, Anadolu’nun dört bir köşesinden gelen binlerce çocuk, okuyarak ve eğitim alarak Cumhuriyet’e olan borçlarını ödeyebiliyorlardı. Cahit Külebi’nin dediği gibi, bu insanlar “kara göklerin yıldızları”ydılar. Cumhuriyet meşalesi, yurdun dört bir köşesini aydınlatıyor, okuma yazma oranları artıyor ve toplumun her kesiminden insanlara eğitim fırsatları sunuluyordu. Bu durum, Cumhuriyet’in başarısını ve gücünü gösteriyordu. Günümüzde “Cumhuriyet nedir” diye soran bir çocuğa, Cumhuriyet’in ne anlama geldiğini ve geleceğe dair sorumluluklarımızı hatırlatmak, hepimizin görevidir. Koşullar ne olursa olsun, bu ulu çınara sahip çıkmak, Cumhuriyet’in geleceğine dair en önemli yatırım olacaktır. Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun!”}p>