İçişleri Bakanlığı, ülkenin huzur ve güvenliğine yönelik hassas bir operasyon başlattı. 16 farklı ilde eş zamanlı olarak yürütülen ve Jandarma Genel Komutanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından koordine edilen operasyon, organize suç örgütlerine karşı amansız bir mücadele örneği sergiledi. Bu kapsamda, 22 ayrı organize suç örgütünün ardındaki liderler ve destekçileri yakalanarak, suç faaliyetlerinin önüne geçilmesi sağlandı.
Operasyon, özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen dolandırıcılık girişimleri, uyuşturucu ticareti, yasa dışı bahis faaliyetleri, haksız kazanç elde etme çabaları, kamu zararına zimmet işletmeciliği ve tefecilik gibi organize suçların farklı boyutlarını hedef aldı. Şüphelilerin, vatandaşları yatırım vaadiyle dolandırdığı, internet üzerinden yasa dışı bahis siteleriyle gelir elde ettiği, işletmelere baskı yaparak haksız menfaatler temin etmeye çalıştığı ve hatta kamu kurumlarının kaynaklarını sömürdüğü tespit edildi. Bu tür faaliyetlerin tespit edilmesi, suçluların işlediği suçların boyutunu da gözler önüne serdi.
MASAK'ın detaylı incelemeleri sonucunda, şüphelilerin hesaplarında 10 milyar 166 milyon TL'lik büyük bir aktiflik bulunduğu belirlendi. Bu durum, organize suç örgütlerinin finansal yapısının ne kadar karmaşık ve ciddi olduğunu da ortaya koydu. Operasyon kapsamında, şüphelilerin mal varlıklarına tedbir kararları uygulanırken, yaklaşık 818 milyon TL değerinde 6 şirkete, 28 taşınmaz ve 891 banka hesabına da tedbirler konuldu. Ayrıca, dijital materyaller, nakit para, dokümanlar ve uyuşturucu madde gibi suçla ilgili deliller de ele geçirildi.
Bakanlık, bu operasyonun, şehirlerin huzurunu koruma ve suçlulara karşı tavizsiz bir mücadele örneği olduğunu vurguladı. “Şehirlerimizin huzurunu bozan hiçbir suç ve suçlu, bundan sonra da cezasız kalmayacak” mesajıyla, organize suç örgütlerine karşı kararlılıklarının devam edeceğini ilan etti. Bu arada İstanbul’un bazı bölgelerinde etkili olan şiddetli sağanak nedeniyle Üsküdar’daki Sahaflar Çarşısı'nda yüzlerce kitap zarar gördü, bu da afet sonrası risklerin acı bir hatırlatıcısı oldu.”}