Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 2027 yılı bütçesiyle ilgili yapılan görüşmeler, beklenmedik ve çarpıcı açıklamalarla dikkat çekerek, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Komisyon başkanlığına AK Parti Samsun milletvekili Mehmet Muş getirilirken, komisyonun gündeminde, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Sayıştay’ın bütçeleri yer aldı. Ancak, tartışmalar, YENİ Parti’nin İzmir milletvekili Ümit Özlale’nin ‘fon vurgunu’ olarak tanımladığı sermaye piyasalarındaki gelişmelere odaklanarak, kamu denetimindeki eksiklikleri ve olası riskleri gündeme getirdi.

Özlale, Sayıştay’ın, problemlerle dolu şirket tahvillerini ve Türkiye Varlık Fonu’nun bu tahvilleri almasının, yeterli denetim olmaması nedeniyle vurgunlara yol açabileceğini savundu. ‘Eski sistem olsaydı Sayıştay’ın, bu vurgun bu kadar büyümeden tespit edebileceğini’ belirten Özlale, kamu otoritesinin denetim yapmaması nedeniyle oluşan ciddi bir zafiyetin, bu tür vurgunların ortaya çıkmasına neden olduğunu vurguladı. Bu durum, Varlık Fonu’nun, denetiminin yetersizliği nedeniyle, tam anlamıyla vurgunun ortasında yer aldığını ve Ziraat Bankası ile Türkiye Sigorta A.Ş. gibi kurumları da kapsadığını ifade etti. Özlale, bu durumun, vatandaşların şikayetlerini kurumlarca yeterince değerlendirilmemesiyle daha da derinleştiğini belirtirken, kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmemesinin, bu tür risklerin ortaya çıkmasının temel sebebi olduğunu vurguladı.

Komisyon çalışmalarında, Antalya milletvekili Cavit Arı, belediyelerde mülkiye müfettişlerinin baskısı altında kaldığını ve bu durumun, kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını engelleyebileceğini savundu. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde görevli bir müfettişin, bir buçuk yıldır denetim yaptığına işaret eden Arı, belediye başkanlarının kararlarına müdahale eden, onları yönlendiren ve yanlış kararlar vermelerini sağlayan bu müfettişlerin, ülke genelinde yaygın olduğunu söyledi. Arı, bu durumun, belediyelerin yönetiminde bir engel oluşturduğunu ve belediye başkanlarının karar alma süreçlerini etkilediğini vurgulayarak, bu tür denetimlerin, belediyelerin verimliliğini düşürdüğünü savundu. Ayrıca, uluslararası taşımacılık yapan TIR şoförlerinin Schengen vizesi nedeniyle sınır kapılarında beklediğini ve ihracatın aksamaması için vize sorununun acilen çözülmesi gerektiğini de dile getirdi.

TBMM’de yaşanan bu tartışmalar, İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz’ın, daha önce kullandığı “Yargılanacaksınız” ifadesine ilişkin açıklamalarıyla da şekillenirken, hukukun ve kanunların gereğini vurguladı. Poyraz, bu ifadenin, kamu görevlilerinin gelecekte yargılanmasını arzuladığını ifade etmediğini, mevcut mevzuatta terör propagandası ve suçla suçluyu övmenin suç olarak düzenlendiğini hatırlattığını belirtti. Poyraz, ‘gerek siyasi açıklamalarında, gerek bürokratik açıklamalarında, gerekse mevcut parlamento çalışmalarında’ bu ve benzeri eylemlerde bulunanların, ileride mevcut mevzuat yürürlükte olduğu sürece ve suç tarihinde o yürürlükte olduğu sürece bunlardan dolayı yargılanmaları muhtemel olduğunu söyledi. Açıklamasının, olası bir iktidar değişikliğinin ardından geçmişe dönük yargılama isteğiyle ilgili olmadığını, devletin devamlılığına ve parlamentonun itibarına ilişkin bir uyarı olduğunu da ekledi. Bu açıklama, özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılanmasıyla ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi.