Meksika güreşinin en parlak yıldızı El Santo, yıllarca yüzünü göremeyen, gümüş maskesiyle adını altın harflerle yazdıran bir figürdü. 1934'te profesyonel ringe atılan Rodolfo Guzmán, ‘El Santo’ takma adıyla milyonlarca hayranın kalbini kazanmıştı. Ancak bu ikonik güreşçi, kariyerinin son anlarına dek maskesinin ardında kaldı, kimliğini sır muhafızı gibi koruyarak adını efsaneleştirmişti.

El Santo’nun hikayesi, sadece güreşin ötesine uzanan bir kültürel olgudur. Çocukluğu beyzbol ve futbolla geçmiş, daha sonra jiu-jitsu ve klasik güreş eğitimleriyle disiplinli bir yaklaşım sergilemişti. 1930’ların sonlarında ‘Black Demon’, ‘Red Man’ ve ‘Bat II’ gibi farklı maskelerle ringe çıkmış, zaman içinde ‘El Santo’ isminin gücünü keşfetmişti. 1953’te Kara Gölge ile yaptığı unutulmaz maçta rakibinin maskesini çıkardığı an, Meksika güreş tarihinde bir dönüm noktası olmuştu. Maskenin gücü ve önemi, bu karşılaşmayı tarihin en unutulmaz anlarından biri yapmıştır.

El Santo’nun kariyeri, sadece güreş ringlerinde değil, aynı zamanda çizgi roman ve sinema dünyasında da yankı buldu. 1952’de çizgi roman kahramanına dönüşerek geniş bir hayran kitlesi oluşturmuş, ‘Santo vs. Zombies’ ve ‘Santo and the Vampire Woman’ gibi filmlerde canlandırdığı karakterle Meksikalıların kendi kahramanına sahip olduğunu kanıtlamış, Süpermen ve Batman gibi Amerikan kahramanlarına rakip olmuştu. Maskesinin gizemli olması, hayranlarının onu daha da büyülemiş, El Santo’nun kimliğini bilmemek, onun için bir lütuf haline gelmişti.