Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, doğanın sunduğu bir armağanla şekillenmiş, lezzet ve sağlık tutkusuyla üretilen özel bir turşu dünyası var. 600-700 yıllık anıt çınarların gölgesinde, Pınarbaşı kaynak suyunun eşsiz mineralleriyle beslenen bu turşu, sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda bir kültürel mirasın da habercisi. Yıllar içinde, bu eşsiz suyun etkisiyle ortaya çıkan, 40 bin tonluk yıllık üretim kapasitesiyle dikkat çeken bu lezzet, gurme dünyasının ve sağlık severlerin ilgisini çekiyor.
Bölgedeki üreticiler, turşuların kalitesinin ve ‘çıtır’ dokusunun sırrını, doğrudan kaynak suyundan elde edilen benzersiz mineral yapısında arıyor. Bu su, sebzelerin ve meyvelerin doğal aromasını koruyarak, onları kendine özgü bir lezzete kavuşturuyor. Orhan Çakar, Gedelek turşusunun bu başarısının ardındaki anahtarın Pınarbaşı suyunda olduğunu vurgularken, suyun yüksek kalsiyum ve kireç içeriğinin, sebzelerin yumuşamasını engelleyerek, turşunun karakteristik sert ve çıtır dokusunu oluşturduğunu belirtiyor. Bu su, sadece turşu yapımında değil, aynı zamanda tarım faaliyetlerini de destekliyor, bölgedeki bitki örtüsünün sağlığını koruyor.
Üretim sürecinde, Afyonkarahisar, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Adana ve Konya gibi farklı illerden getirilen taze sebze ve meyveler, bu özel suyla işlenerek, son derece lezzetli ve besleyici ürünler ortaya çıkıyor. Yıllık 30 ila 40 bin ton arasında bir üretim kapasitesiyle, bu turşular İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına, Almanya, Fransa ve Arap ülkeleri gibi yurt dışı pazarlarına gönderiliyor. Bu, bölge ekonomisine önemli katkılar sağlıyor ve Orhangazi’nin turşu üretiminin uluslararası alanda tanınmasına olanak tanıyor.
Gedelek turşusunun asırlık kökenleri ve katkısız üretim gelenekleri, bölge halkının gurur kaynağı. Muhtar Orhan Çakar, bu gelenekleri yaşatmak amacıyla, Pınarbaşı suyunun çıktığı kaynak başında bizzat turşu kuruyor. Tuz ve sirke ise kaynağın yakınında eklendiği için, her bir turşu, doğanın en saf ve doğal lezzetini taşıyor. Ayrıca, bölgedeki çınarların bulunduğu Pınarbaşı mevkisi, köy halkının ve ziyaretçilerin dinlenebileceği, keyifli bir mesire alanına dönüştürülüyor, bu da bölgenin turizm potansiyelini artırıyor.”}