Türkiye’nin savunma stratejisinin temel taşlarından biri olan Karadeniz, son dönemde hassas bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile katıldığı, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya savunma yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilen Sofya’daki zirve, bu stratejik önemin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Toplantıda, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Karadeniz’e getirdiği dinamikler ve bu süreçte Türkiye’nin rolü detaylı bir şekilde tartışıldı.
Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Bakan Güler, Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ilk anlarından itibaren Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne olan desteğini kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Rusya ile devam eden diyalog kanalları aracılığıyla, bölgesel krizlerin tırmanışını engelleyerek, Karadeniz’in güvenliğinin korunmasına odaklandıklarını belirtt. Özellikle, savaşın ilk dönemlerinde Karadeniz’de yaşanan ticari gemilere yönelik saldırılar, bölgedeki güvenlik havuzunu önemli ölçüde daraltmıştı. Bu durum, Türkiye’nin hassasiyetini ve müdahale kapasitesini ortaya koyarken, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlerin de dikkatli olmasını sağlamıştı.
Karadeniz’deki deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması amacıyla, Türkiye, Montrö Sözleşmesi’nin gerekliliklerini titizlikle uyguladı. Bu kapsamda, ‘Mayın Karşı Tedbirleri Harekatı’ başlatılarak, Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı mayın tehdidine karşı etkin bir çözüm üretildi. Bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya ile birlikte ‘MCM Black Sea’ (Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu) adıyla bir görev grubunu oluşturdu. Bu görev grubunun faaliyetleri, Karadeniz’deki mayın riskinin azaltılmasına ve deniz güvenliğinin sağlanmasına önemli katkılar sağladı. Ayrıca, Türkiye, Deniz Unsur Komutanlığı’nı, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında liderliğini üstlenerek, uluslararası işbirliğine ve bölgedeki barış çabalarına aktif olarak katkıda bulundu.
Bakan Güler, Karadeniz’in güvenliğine ilişkin Türkiye’nin kararlı duruşunu bir kez daha vurgulayarak, “Türkiye olarak Karadeniz’in güvenliğine ilişkin, savaşın başından bu yana Montrö Sözleşmesi’nin gereklerini titizlikle yerine getirdik. Bu sayede savaşın daha geniş bir bölgeye yayılmasını engelledik ve Karadeniz’deki etkisini de en düşük seviyede tutmayı başardık.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin, bölgede barış ve istikrarın korunmasına yönelik çalışmalarına ve çabalarına devam edeceğini ve bu stratejik misyonu başarıyla sürdüreceğini belirterek, Karadeniz’in güvenliğine dair kararını açıkça ortaya koydu.