İş dünyasının nabzını tutan yeni bir rapor, kurumlar içindeki etik risklerin boyutunu gözler önüne seriyor. FutureBright Group tarafından yürütülen ve 1.000’i aşkın üst düzey yöneticinin katılımıyla hazırlanan ‘İş Dünyasında Suistimal Algısı Araştırması 2026’, mevcut ekonomik belirsizliklerin, kurumların risk algısını nasıl şekillendirdiğini detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Rapor, ekonomik koşulların yanı sıra, çalışanların beklentileri ve yönetimin tepkileri arasındaki dengeyi de sorguluyor.

Araştırmaya göre, katılımcıların %63’ü, artan enflasyon ve ekonomik krizin kurumlarındaki suistimal riskini önemli ölçüde yükselttiğini belirtiyor. Bu durum, gelir eşitsizliğinin ve çalışanlar arasında ‘hak görme’ algısının da %37 ve %28 gibi yüksek oranlarda etkili olduğunu gösteriyor. Bu oranlar, ekonomik baskılar ve adaletsizlik algısının, çalışanların suistimal riskine bakışlarını şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların %41’i, kurumlarında suistimalin gerçekleşme olasılığının yüksek veya çok yüksek olduğuna inanırken, %33’ü ise kararsız kalıyor.

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, çalışanların etik ihlaller konusunda bildirim yapma eğilimleri ile yönetimin tepkileri arasındaki uçurum. Katılımcıların %79’u, bir etik ihlali kesinlikle bildireceğini ifade ederken, yalnızca %55’i son 12 ay içinde suistimal olarak değerlendirdikleri bir duruma resmi kanallar aracılığıyla bildirimde bulunmuş. Bu durum, çalışanların güvenli hissetmedikleri, yönetimin gerekli aksiyonu almayacağı veya misilleme korkusunun hakim olduğu bir ortamda bildirimde bulunmaktan çekindiğini gösteriyor. Yüzde 23’lük bir kesim, yönetimin tepkisiz kalacağı düşüncesinden dolayı, %20’lik bir kesim ise misilleme korkusuyla, %17’lik bir kesim ise gizlilik endişesiyle bildirimde bulunmaktan kaçınıyor.

Araştırma, cinsiyet bazlı farklılıkların da suistimal algısı ve bildirim davranışları üzerinde önemli bir etki yarattığını ortaya koyuyor. Erkeklerde, etik ihlallerle ilgili resmi kanallardan bildirim yapma oranı kadınlara göre %20 daha yüksek (%60 vs %50), oysa kadınlarda hiçbir bildirimde bulunmayanların oranı erkeklere göre %7 daha yüksek (%17 vs %10). Benzer şekilde, kimliğinin gizli kalacağına güvenmediğini belirten kadınların oranı erkeklere göre %10 daha yüksek (%21 vs %11). Ayrıca, suistimalin tespitinde ihbarları en etkili yöntem olarak görenlerin oranı kadınlarda %8 daha yüksek (%38 vs %44). Araştırmanın bulguları, etik kültürün kurumun farklı kademelerinde tutarlı bir şekilde deneyimlendiği ve yönetimin tasarladığı etik değerlerle çalışanların algıladığı değerler arasında önemli bir uyumsuzluğun olduğu yönünde önemli ipuçları sunuyor. Bu uyumsuzluk, suistimal riskini artırırken, kurumsal itibar ve güven kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.”}p>