Türk edebiyatının en parlak yıldızlarından Nâzım Hikmet’in, hapis hayatının gölgelerinde kaleme ettiği bir mektup, tarihin derinliklerinden gün yüzüne çıkarıldı. Bu mektup, sadece şairin kişisel yaşamına ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda o dönemin siyasi ve sosyal atmosferini de gözler önüne seriyor. Mektup, 25 Nisan 1950’de Paşakapısı Cezaevi’nden Kemal Tahir’e yazılmış, daha önce hiç yayımlanmamış bir eserdir.

Mektubun ortaya çıkışı, Phebus Müzayede’nin kataloğunda 209 numaralı lot olarak yer almıştır. Müzayede tarafından yapılan açıklama, mektubun Nâzım Hikmet’in cezaevi yıllarının en yoğun dönemlerinde, sağlık sorunlarının ve hapis hayatının getirdiği zorluklarla mücadele ederken yazıldığını gösteriyor. Mektupta, dostuna duyduğu endişe ve onu yanlış bir eylemden alıkoyma çabası ön plana çıkmaktadır. Şair, Kemal Tahir’e, duygularına yenik düşerek yapmayı planladığı bir davranışın, hak ve hakikatin tecellisine zarar verebileceğinden duyduğu kaygıyı dile getirmektedir.

Mektubun içeriği, Nâzım Hikmet’in açlık grevi dönemine ışık tutmaktadır. 1938’deki Donanma davalarında verilen ağır ceza nedeniyle yaklaşık 12 yıldır cezaevinde bulunan şair, 8 Nisan 1950’de açlık grevine başlamış ve bu eylem, Nâzım Hikmet’in özgürlük ve adalet mücadelesinin bir parçası olmuştur. Mektupta yer alan ifadeler, “Bir daha tekrar ediyorum, elimi kolumu bir de sen bağlama kardeşim” şeklinde, dostuna duyduğu derin bağlılığı ve onu koruma arzusunu yansıtmaktadır. Aynı zamanda, mektubun yazıldığı tarih, şairin açlık grevini yeniden başlatma kararından sadece iki gün sonra olan 25 Nisan 1950’yi işaret etmektedir.