Şeffaflık tartışmalarının merkez üssü haline gelen fon skandalı, iktidar çevrelerinde derin bir endişe yaratmaya devam ediyor. Yeni Şafak'ın önde gelen yazarı Hüseyin Likoğlu, konuyu çarpıcı bir dille ele alarak, kamuoyunun beklentileriyle resmi süreci arasındaki uyuşmazlığı gözler önüne seriyor. Likoğlu’nun değerlendirmeleri, soruşturmanın henüz tamamlanmadan karmaşık bir boyut kazanmasına işaret ediyor.

Yazısında, soruşturma adımlarının yeterli olup olmadığına dair ciddi eleştirilerde bulunuyor. Sadece somut iade süreçlerine odaklanılması yerine, olayın kökeninde yatan nedenlerin ve bu sistemin nasıl kurulduğunu anlamaya yönelik daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğini vurguluyor. Likoğlu, sürecin aydınlatılmasının önünde çeşitli engellerin bulunduğunu ve bu engellerin, sorumlu kişilerin hesap vermesini geciktirdiğini savunuyor. Özellikle, olayın ardındaki motivasyonların ve etkili olan çevrelerin kimler olduğu sorusu, kamuoyunun ilgisini çekiyor.

Likoğlu, skandalın sadece maddi bir sorun olmadığını, aynı zamanda siyasi bir manipülasyonun da habercisi olabileceğini öne sürüyor. ‘Foncus’ olarak tanımladığı, olaya dahil olan ve koruma altında tutulan kişilerin kimler olduğu sorusuna odaklanarak, benzer durumların tekrar yaşanmasının önüne geçilmesi için titiz bir çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor. Bu bağlamda, soruşturmanın sadece paraların geri alınmasıyla sınırlı kalmaması, aynı zamanda sorumlu kişilerin ve bu sistemi yaratanların da tespit edilmesi gerektiği vurgulanıyor. ‘Kim davet etti?’ sorusu, soruşturmanın yeni bir boyut kazanmasına neden oluyor.