İsrail’in siyasi arenasında bugün tarihin akışı şekilleniyor. Ülke, 1988’den beri ilk kez gerçekleşen genel seçimleriyle demokrasiye olan bağlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Seçmen katılımı, beklenenin çok ötesinde bir ivme yakalarken, siyasi dengeler ve koalisyon ihtimalleri üzerinde yoğun bir tartışma yaşanıyor.

Seçim sabahı saat 07.00’da başlayan oy kullanma süreci, 20.00’ye kadar devam ederken, İsrail Merkez Seçim Komitesi’nin verilerine göre, seçmen katılımı 2022’deki son seçimlerin toplam katılım oranını aşarak rekor bir seviyeye ulaştı. Bu olağanüstü katılım, 1988’den beri aynı saat diliminde kaydedilen en yüksek oran ve İsrail siyasetinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Bu durum, vatandaşların siyasi süreçteki rolüne dair güçlü bir mesajı da beraberinde getiriyor.

Saat 22.00 (TSİ 23.00) itibarıyla sandıkların kapanmasıyla birlikte oy sayma işlemleri başladı. İlk resmi rakamlara göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki Likud partisi, 55 koltuk elde ederek önemli bir başarı yakaladı. Ancak, muhalefet bloğu, Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar partisi dahil, 49 sandalye ile güçlü bir varlık sergiledi. Ayrıca, Arap partileri de 16 koltukla parlamentoda önemli bir temsil gücü oluşturarak, siyasi dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor.

Şu anda, iki blok da 61 koltuğa ulaşmakta zorlanıyor. İsrail’in önde gelen medya kuruluşları, seçim sonuçlarının meclisin neredeyse eşit bir şekilde bölüneceğini öngörüyor. Ancak, küçük partilerin potansiyel desteği, koalisyon kurma sürecini karmaşık hale getiriyor. Koalisyon görüşmeleri uzayabilir, geçici başbakanlık görevine Netanyahu’nun geçmesi ihtimali veya yeniden seçim yapılması olasılığı gibi senaryolar da gündemde yer alıyor. Bu belirsizlik, İsrail siyasetinde kritik bir dönüm noktası yaratıyor.