Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam eden Denizolgun vakası, Doktor Nurettin Demirkol'un mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalarla beklenmedik bir dönüşüme uğradı. İddianın merkezinde yer alan ‘yanlış tanıklık’ suçlaması, Demirkol’un zamanın etkisiyle ilgili savunmaları ve mahkeme tarafından verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası ardından tahliyesiyle sonuçlandı. Olayın perde arkasında yatan sebep, Demirkol’un, uzun yıllardır süren bir sağlık durumu nedeniyle olayla ilgili detayları net bir şekilde hatırlayamamasıdır.
Mahkemedeki ilk savunmasında, Demirkol, insan beyninin zamanla bilgiyi saklama kapasitesinde yaşadığı zayıflamayı vurgulayarak, ‘Doktor olarak 1 hafta önceki hastamı bile bilgisayar kaydı olmadan hatırlamam zor. 10 yıl önceki detayları net hatırlamam mümkün değil’ diyerek savunma yapmıştı. Bu savunma, mahkemenin sanığın ‘yanlış beyan’ suçunu delil olarak kabul etmesine zemin hazırladı. Ayrıca, Demirkol’un ‘Özel doktor değilim’ şeklinde ifadeler, kendisine biçilen rolü daha da karmaşık hale getirmişti. Kamu görevlisi olmadığına dair vurgusu, olayın karmaşıklığını artırmıştı.
Mahkeme heyeti, Çağrı kayıtlarındaki ve adli tıp raporundaki çelişkileri dikkate alarak, Demirkol’a ‘yanlış beyan’ suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Yaşından dolayı bu ceza, ertelendi ve Demirkol, tutuklu bulunan diğer sanıklar gibi mahkemedeki süreçten tahliye oldu. Ancak, bu tahliye, Demirkol’un ‘hatırlamıyorum’ savunmasının, adli makamlar tarafından sorgulanmamasına ve suçun sabitlenmesine yol açmıştır. Olayın detayları, kamuoyunda büyük bir tartışma konusu olmuş, özellikle de Denizolgun’un vefatının nedenleri ve Demirkol’un rolü hakkında çeşitli spekülasyonlara zemin hazırlamıştır.
Olayın son evrelerinde, Demirkol’un 26 Ağustos 2026 tarihinde verdiği ifadelerde, Denizolgun’un ölümüne ilişkin sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediği, bakanın özel doktoru olmadığı ve ölümün şüpheli olarak değerlendirilmediği yönündeydi. Ancak, 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında ihbarın bizzat doktor tarafından yapıldığı ve Denizolgun’un vefatı sonrası ölümün şüpheli olduğu tespit edilmişti. Savcılığın bu çelişkiyi sorması üzerine Demirkol, ‘Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir’ diyerek savunma yapmıştı. Bu savunma, mahkemenin sanığın ‘yanlış beyan’ suçunu delil olarak kabul etmesine yol açmıştır.”} attığı. Demirkol, hâkimlik sorgusunda