35 yıl önce, bir zaferin tohumları atılmıştı. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlık ilanının 35. yılı, sadece bir yıl dönümünü değil, aynı zamanda yeniden şekillenmekte olan bir coğrafyanın hikayesini kutluyor. Türkiye’nin bu yeni coğrafyayla kurduğu ilişki, ilk yıllardaki belirsizlikten, günümüzdeki stratejik önemine doğru uzanan bir yolculuk. 30 Ekim’de gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi, bu ilişkinin geleceğine dair önemli tartışmaların yapılacağı bir platform olacak.
İlk 20 yıl, karmaşık bir gölgeyle şekillenmişti. FETÖ’nün etkisi, ilişkilerde istikrarsızlık yaratmış, bölgesel dinamikleri etkilemek için atılan adımlar belirsiz kalmıştı. Ancak, son yıllarda, AKP iktidarı tarafından bölgenin stratejik önemi daha net bir şekilde anlaşılmaya başlandı. Bu farkındalık, ilişkilerin derinleşmesine ve TDT’nin bölgesel bir oyuncu olarak konumlanmasına zemin hazırladı.
Dünya, Türk dünyasının gücünü artık görmeye başlıyor. 11 milyon kilometrekarelik toprak, 300 milyon nüfus ve 25 farklı Türkçenin bir araya geldiği bu coğrafya, yeni bir dünya düzeni için önemli bir potansiyele sahip. Çin ve Rusya’nın rekabet ettiği, AB ve ABD’nin etkilerinin hissedildiği bu arenada, Türkiye’nin rolü giderek önem kazandı. Özellikle 1990’ların sonunda sırt çantasıyla Orta Asya’ya gidip gelen gözlemcilerin raporları, bu coğrafyanın potansiyelini ortaya koyarken, Türkiye’nin bu bölgeyle kurduğu bağların da önemini vurguluyordu. O dönemde, Rusya’nın Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan üzerindeki etkisinden bahsedilmekteydi. Çin’in coğrafi ve yönetim avantajları, Türkiye’nin ‘01 nolu diplomatik plaka’ olarak adlandırılan etkisine rağmen, bu bölgede farklı bir yol haritası çiziyordu.
Orta Asya’nın zenginlikleri, yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Siyah altın (petrol), beyaz altın (pamuk), yumuşak altın (hayvancılık) ve Pamir eteklerindeki altın madenleri, bu coğrafyanın ekonomik potansiyelini gösteriyor. Ancak, bu zenginliklerin değerlendirilmesi, Bakû-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı gibi uluslararası projelerle entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin bu projelerde oynadığı rol, bölgedeki ekonomik ilişkilerin derinleşmesine katkı sağlıyor. TDT Zirvesi’nde, bu ekonomik işbirliklerinin geleceği tartışılacak ve yeni projeler hayata geçirilecek. Ayrıca, demokrasinin gelişme sürecinde, ‘coğrafyanın kaderiyle’ özdeşleşen seçimli otoriter yapılar ve doğal kaynakların ekonomiyi desteklemesi, Orta Asya’nın geleceği için önemli unsurlar oluşturuyor.”}p>