BM Genel Kurulu’nda sunulan, ‘Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya’ adıyla yayınlanan özel rapor, Gazze Şeridi’nde yaşanan insanlık trajedasının sadece sivilleri değil, aynı zamanda ifade özgürlüğünü ve bilgi akışını da derinden etkilediğini ortaya koyuyor. Raportör Albanese, İsrail’in gazetecilere yönelik sistematik saldırılarını ve medya kuruluşlarına uyguladığı baskıları, ‘medyakırım’ olarak tanımlayarak, bu durumun sadece bir savaş suçu değil, uluslararası hukukun temel prensiplerine açık bir tecrim olarak değerlendirildiğini vurguluyor.

Rapor, İsrail güçlerinin, Filistinli gazetecileri hedef aldığı, onlara karşı şiddet kullandığı, onları alıkoyduğu ve işkence yaptığına dair kanıtları derli toplu bir şekilde sunuyor. Aynı zamanda, uluslararası medya kuruluşlarının ve dijital platformların, Gazze’deki Filistinli seslerini arka plana iterek, İsrail’in propagandalarını yaygınlaştırdığı ve gerçeklerin çarpıtılmasının normalleşmesine katkıda bulunduğu da dikkat çekiliyor. Raporda, uluslararası toplumun, bu tür eylemlere karşı gerekli adımları atmamasının, soykırımın belirsizliğinin artmasına ve sorumluların hesap vermemesine yol açtığı belirtiliyor.

Rapor, İsrail’in, Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 300 gazeteciyi öldürdüğünü, 400’den fazlasını yaraladığını ve 710’dan fazla gazetecinin ailesini kaybettiğini, bu kayıpların sadece bireysel değil, aynı zamanda küresel medyanın bilgiye erişimini engelleyen bir tahribat oluşturduğunu vurguluyor. Raporun dikkat çeken bir başka noktası ise, İsrail’in Gazze’deki medya altyapısını sistematik bir şekilde hedef alması; 150’den fazla medya ofisinin yıkılması, iletişim altyapısının büyük ölçüde yok edilmesi ve gazetecilerin alıkoyulması ve işkence görmesi gibi eylemlerinin, Gazze’deki savaşın belgelenmesini engelleme amacını taşıması.

Rapor, İsrail ordusunun, gazetecileri “Hamas ajanı” olmakla suçlayarak, bu suçlamaları eylemlerini meşrulaştırmak için kullandığına dikkat çekiyor. Ayrıca, alıkoyulan gazetecilere yönelik uygulanan işkence, cinsel şiddet ve kötü muamele gibi insanlık dışı davranışların, uluslararası toplum tarafından kınanması ve İsrail’e karşı somut adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor. Raportör Albanese’in ‘medyakırım’ tanımı, Gazze’deki medya özgürlüğüne yönelik saldırının, sadece bir savaş suçu değil, aynı zamanda insanlığın geleceği için bir uyarı niteliğinde olduğunu gösteriyor.