İsrail'de gerçekleşen seçim sürecinde, seçmen katılımı tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir zirveye ulaşıldı. Ancak bu rekor katılım, aynı zamanda başbakan Benjamin Netanyahu'nun seçim stratejisinin de eleştirilerine sahne olduğunu gösteriyor. Netanyahu, seçim kampanyasında ‘savaştayız’ temasıyla seçmenlerini harekete geçirmeye çalışırken, provokatif ifadeler ve gerilim yaratıcı söylemlerle dikkat çekti.
Netanyahu’nun sosyal medya paylaşımları, özellikle Filistinli seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerdeki yüksek katılım oranlarına odaklanarak, bir tür ‘panik çağrısı’ niteliğinde oldu. ‘Evimiz için bir savaş içindeyiz’ diyerek, seçmenleri ‘Müslüman Kardeşler’ destekçilerinin sandıkları etkileme potansiyeline karşı uyardı ve Likud partisinin desteğini artırma hedefiyle ‘oy verme zorunluluğu’ yaratmaya çalıştı. Bu hamle, mevcut siyasi atmosferde büyük bir tartışma yarattı ve seçmenler arasında derin bir endişe oluşturdu.
İsrail Merkezi Seçim Komisyonu’nun verileri, Netanyahu’nun bu provokatif yaklaşımının etkili olduğunu gösteriyor. Saat 14.00 itibarıyla oy kullanma oranı yüzde 44,9’a yükselerek, son 53 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Bu rekor, 2022 seçimlerinde aynı saatte kaydedilen katılımın neredeyse iki katına denk geliyor. Bu olağanüstü katılım, İsrail’in seçim tarihinde eşsiz bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor ve Netanyahu’nun seçim stratejisinin, seçmenlerin sandığa yönelmesini sağladığını gösteriyor.
Bu durumun ardında, Arap seçmenlerin sandıklara gösterdiği yoğun ilgi ve aşırı sağcı koalisyonu devirme hedefi de yer alıyor. Kanal 14’ün haberine göre, Arap seçmenlerin Necef gibi bölgelerden yoğun bir şekilde oy kullanmaya başlaması, Netanyahu’nun ekibinde derin bir tedirginliğe neden oldu. Bu durum, seçim sonuçlarının beklenmedik bir şekilde değişebileceği endişesini artırıyor ve Netanyahu’nun seçim kampanyasında daha da agresif ve provokatif bir stratejiye yönelmesine zemin hazırlıyor.