İstanbul’un kalabalık sokaklarında yaşanan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla meşru gösterilere dönüşen olaylar, adalet sisteminin sunduğu ilginç bir dönüm noktası oluşturdu. 27 Mart 2025 tarihinde Şişli’deki Cevahir AVM önünde gerçekleşen ve ‘kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama’ suçlamasıyla başlayan yargılama, 120 sanığın tamamının beraatıyla sonuçlandı.

71. Asliye Ceza Mahkemesi’nde geçen sürece göre, sanıklar üzerinde yoğunlaşan baskı, protestocuların eylemlerinin yasal sınırlar içinde kalmış olduğunu gösterdi. Özellikle, mahkeme heyeti, 26 Mart 2025 saat 23:59’da sona eren ve 27 Mart 2025’te herhangi bir yasaklama kararı bulunmayan gösteri ortamını dikkate alarak, sanıkların suç işleme kapasitesinin olmadığını kararına vardı. Ayrıca, yüzlerini kapattıkları gerekçesiyle yargılanan 17 sanığın da kimliklerini gizleme amacının kanıtlanamadığına dikkat çekildi.

Mahkeme kararı, protestocuların şiddet eylemi yapmadığını ve dağılma anonslarının katılımcılar tarafından duyulup duyulmadığının tespit edilemediğini vurgulayarak, suçun oluşmadığına dair güçlü bir argüman ortaya koydu. Savcının, sanıkların cezalandırılmasını talep etmesiyle çelişen bu karar, adalet sisteminin farklı bir perspektifle hareket etmesinin önemini ortaya koydu. Savcının delil yetersizliği argümanı, mahkeme tarafından kabul görmedi ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığına dair bir değerlendirme yapıldı.

Bu ret kararı, toplumsal hareketliliğin sınırlarını ve ifade özgürlüğünün korunmasını yeniden gündeme getirdi. 120 sanığın beraat etmesi, benzer durumlarda delil toplama ve mahkeme kararlarını etkileme süreçlerinin ne kadar karmaşık olabileceğini de gözler önüne serdi. Mahkeme heyetinin, yasal düzenlemeler ve somut olay arasındaki dengeyi başarıyla sağlayarak, adil bir karar alması takdire şayandı.