İstanbul’da yargılanan iletişimci Necati Özkan, tutukluluğunun ilk yılını Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan gönderdiği bir mektupta, kendisine yöneltilen suçlamaların temellerinin sağlam olmadığını ve yargı sürecinin hukukun sınırlarını aşan bir keyfi zulüm olduğunu savundu. 26 Ekim 2025’te tutuklandığına işaret eden Özkan, bir yıldır süren yargılamanın, kendisine ve mesleğine karşı gerçekleştirilen bir saldırı olduğunu vurguladı.
Mektupta, iddianamede yer alan dijital verilerin ve e-posta adreslerinin kaynağına ilişkin yapılan incelemelerde, suçlamayı destekleyecek somut bir delil bulunmadığı belirtildi. İddianamenin temelini oluşturan 17 İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) çalışanına ait olduğu iddia edilen e-posta adreslerinin ve şifrelerinin, suçun işlendiği iddia edilen olayla hiçbir ilgisi olmadığını savundu. Bu durum, Özkan’a göre, yargı sürecinin hukukun ilkelerine aykırı bir şekilde yürütüldüğünü gösteriyordu.
Özkan, mektubunda, İBB Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından mahkemeye gönderilen resmi cevabi yazıyla, iddianamenin tamamen yerle bir olduğunu ve sadece 2 e-postanın gerçek olduğunu, bunlardan sadece 1’inin gerçek kişiye ait olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. E-posta şifrelerinin teknik detaylarının da suçlamalarla çeliştiğini belirterek, İBB’nin e-posta adreslerinde son 20 yıldır en az 12 karakter kullanılması gerektiğini, ancak iddianamede yer alan şifrelerin sadece 5-6 karakterden oluştuğunu belirtti. Bu durum, Özkan’a göre, suçlamanın temeline oturan hiçbir veri bulunmadığını gösteriyordu.
Özkan, aynı zamanda ilk duruşma öncesinde dosyaya sunulan uzman mütalaası, bilirkişi raporu ve Terörle Mücadele Şubesi raporlarına da değindi. Bu raporların, e-posta adreslerinin İBB veri tabanından elde edilmediğini ve bu bilgilerin 2019 yılından önce çeşitli özel sektör internet sitelerinden sızdırılmış ve kamuya açık hale gelmiş olduğunu ortaya koyduğunu savundu. Ayrıca, gizli kalması gereken herhangi bir bilgi, belge veya verinin söz konusu olmadığını belirterek, yargılamanın keyfi bir zulüm olduğunu ve bu durumun devletin ve milletin esaslarına zarar verdiğini vurguladı.