Doha'dan yayılan güçlü bir mesajla Katar, Körfez bölgesinde istikrarın yeniden sağlanması için İran'a doğrudan bir çağrı yaptı. Dışişleri Bakanlığı Medya ve İletişim Dairesi Direktörü İbrahim Sultan el-Haşimi, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanışının bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini vurgulayarak, Tahran yönetiminden bölgede daha hassas ve yapıcı bir yaklaşım sergilemesini talep etti. Haşimi, mevcut durumun, Körfez ülkelerinin güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehdidin ortadan kalkması için acil adımların atılması gerektiğini savundu.
Haşimi'nin vurguladığı en önemli nokta, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik iddialı söylemlerinin ve potansiyel eylemlerinin durdurulmasıydı. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, bölgedeki deniz trafiğini ve enerji arzını güvence altına almak açısından kritik bir öneme sahip. Bu noktada, İran'ın iyi niyetli bir şekilde davranarak, bölgesel güvenliği sağlamak için gerekli adımları atmasının, arabuluculuk girişimlerinin başarısı için hayati olduğunu belirtti. ‘Bölgesel güvenlik ilkelerine bağlı kalma ve iyi niyet gösterme konusunda top şu an İran’ın sahasında’ ifadesi, İran’a yönelik beklentiyi net bir şekilde ortaya koyuyordu.
Katar, mevcut krizin çözümü için yeni bir güvenlik paradigması oluşturmaya yönelik bir süreci başlatmaya hazır olduğunu belirterek, devletlerin egemenliğine saygı gösteren ve tüm paydaşların güvenliğini garanti eden bir sistemin hayata geçirilmesini hedefliyor. Bu kapsamda, Katar ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında yapılacak istişareler, bölgesel güvenliğin yeniden inşa edilmesine katkı sağlayacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Mevcut krizde gerilimi azaltmaya yönelik arabuluculuk çabalarını desteklemek amacıyla İran’ın başkenti Tahran’a yapılan ziyaret, bu süreci hızlandırmayı amaçlıyor.
Haşimi, ABD ile İran arasındaki gerilimin barışçıl yollarla çözüme kavuşturulması amacıyla arabuluculuk çabalarının olumlu bir atmosferde sürdüğünü ve öncelikli hedefin gerilimi azaltarak krizin tamamen sona erdirilmesinin önünü açmak olduğunu vurguladı. Washington ile Tahran arasındaki diyalogun, bölgesel ve uluslararası ortaklarla istişareler eşliğinde devam ettiğini ifade etti. Ayrıca, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Mekke İttifakı olarak yürüttüğü diplomatik girişimlerin, Katar’ın arabuluculuk çabalarını tamamlayıcı nitelikte olduğunu ve takdirle karşılandığını belirtti. Bölgesel ülkelerin diplomatik çabalarının, şiddeti sona erdirmeyi ve ABD ile İran arasındaki krize barışçıl çözüm bulunmasını amaçladığına dikkat çekti. Husilerin Suudi Arabistan’ın Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alması kınanırken, saldırının Suudi Arabistan’ın egemenliğinin ağır bir ihlali olduğu ve bölge güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. Katar’ın Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğu ve Suudi Arabistan’ın güvenliğinin, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin ortak güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtildi. Ürdün’de bir kiliseye yapılan saldırı da kınanarak, Katar’ın şiddet ve terörizme karşı duruşunun değişmediği ifade edildi. Saldırıda hayatını kaybedenlere başsağlığı ve yaralılara acil şifa dilekleri ileterek Ürdün ile dayanışma içinde olunması gerektiği vurgulandı.