Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), küresel güvenlik dengesini tehdit eden kritik bir konuya ışık tutan çarpıcı bir rapor yayınladı. ‘Düşen Kalkınma Yardımları Kıskacı’ başlığı taşıyan bu analiz, donör ülkelerin askeri harcamalara yaptığı önceliklendirmeyi, insani yardımların acil ihtiyaçlara ulaşmasını engelleyen bir kilit noktaya işaret ediyor. Raporda, dünya genelindeki sosyal ve ekonomik zorluklarla mücadelede kritik rol oynayan kalkınma yardımlarının, askeri harcamaların gölgesinde giderek daha fazla sönümlendiği vurgulanıyor.

Rapor, artan jeopolitik gerilimlerin ve bunun yol açtığı güvenlik endişelerinin, ülkelerin bütçelerinde askeri harcamalara yaptığı vurguyu derinleştirdiğini ortaya koyuyor. Bu durum, küresel insani yardım bütçelerinin üzerinde ciddi bir baskı oluşturarak, yapısal yoksulluk, gıda krizleri ve genel olarak küresel güvenliği tehdit eden sorunları daha da karmaşık hale getiriyor. SIPRI’nin verileri, küresel askeri harcamaların 2023 yılında 2,9 trilyon doları aşarak GSYH’nin %2,5’ine ulaştığını gösteriyor; bu da, insani yardımların bu kadar gerilemesiyle çarpıcı bir tezat oluşturuyor.

Rapor, OECD ülkelerinin resmi kalkınma yardımlarının 2021’den beri istikrarsız bir şekilde azaldığını ve bu düşüşün temel nedenlerinin, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası yaşanan yardımlara yönelik artan talepler ve mülteci sorununu çözme maliyetleri olduğunu belirtiyor. Ancak, bu krizin geçici olarak yardımları artırmasına rağmen, donör ülkelerin insani yardım bütçelerinde yaptığı kesintiler, ekonomik altyapı ve sağlık gibi temel alanlarda ciddi eksikliklere yol açtı. Özellikle Almanya ve Birleşik Krallık gibi büyük ekonomilerin, yardımlardan kısıtlamalar yaparken askeri harcamalarını artırma stratejisi, insani ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırıyor.

SIPRI’nin tahminleri, 2028 yılına kadar küresel kalkınma ve insani yardım ihtiyacının 326 milyar dolara ulaşacağını ve bu ihtiyacı karşılayacak finansman açığının 179 milyar doları aşabileceğini gösteriyor. Bu durum, sadece yardım taahhütlerinden kaynaklanacak açığı kapatmakla kalmayıp, aynı zamanda askeri harcamalara aktarılan kaynakların da yetersiz kalacağını ortaya koyuyor. Rapor, askeri kapasitelerin tek başına küresel güvenliği garanti edemeyeceğini, kalkınma yardımlarının da güvenliğin tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, daha dengeli ve sürdürülebilir bir dünya düzeni için önemli bir uyarı niteliğinde bulunuyor. Kaynaklarımız Foreks tarafından sağlanan verilerle desteklenmektedir.