Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, TBMM Dışişleri Komisyonu gündemine taşındı. Bu stratejik işbirliği, bölgedeki hassas dinamiklere dikkat çekerken, uluslararası güvenlik ortamındaki rolü hakkında önemli tartışmalara yol açtı. Komisyonda yapılan görüşmelerde, anlaşmanın temel hedefleri ve potansiyel etkileri detaylı bir şekilde değerlendirildi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, komisyona sunulan raporunda, anlaşmanın Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki tarihi bağların bir uzantısı olduğunu vurguladı. Anlaşmanın, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Suud ile Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından Mekke'de imzalanması, sürecin tamamlandığını ve resmi onayların alınmış olduğunu gösterdi. Anlaşmanın, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirme potansiyeli üzerine yoğunlaşan tartışmalarda, ortak bir vizyonun önemi altı çizildi.
Anlaşmanın, 3 ülkenin ortak sorumluluk anlayışına dayalı, bölgesel sahiplenme yaklaşımını yansıtması, özellikle dikkat çekti. Komisyonda, Anlaşma'nın, bölgesel sorunlara dış müdahaleler yerine, işbirliği ve kolektif savunma temeline oturmasıyla, daha sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi oluşturma potansiyeli değerlendirildi. Bu çerçevede, anayasal olarak korunmuş egemenliklere saygı, barışçıl çözüm arayışları ve uluslararası hukuka uyum ilkelerinin önemi vurgulandı. Anlaşmanın, sadece üç ülkenin değil, tüm bölgenin güvenliğine katkı sağlayacağı, diyalog ve işbirliğini teşvik edeceği belirtildi.
TBMM Dışişleri Komisyonu'ndaki görüşmelerde, Mekke Anlaşması'nın, savunma sanayiinde işbirliği, terörle mücadelede müşterek çabalar, lojistik destek ve eğitim programları gibi çeşitli alanlarda somut adımlar atılmasına zemin hazırlaması da ele alındı. Ayrıca, anlaşmanın Avrupa-Atlantik coğrafyası ile Orta Doğu arasındaki güvenlik alanındaki karşılıklı etkileşim ve NATO gibi çok taraflı platformlar için tamamlayıcı bir nitelik taşıması vurgulanarak, Anlaşma'nın bölgesel istikrar ve güvenliğe katkı sağlayacağına dair önemli bir perspektif sunuldu. Komisyon, Anlaşma'nın onayına yönelik nihai kararını vermeden önce, milletvekillerinin değerlendirmelerini ve uzman görüşlerini dikkate alacak.