Türkiye’nin güneybatısında, Afşin ve Elbistan ilçelerinin kesişim noktasında yer alan bir bölgede, enerji üretimi amacıyla inşa edilen termik santraller, yaşayanların hayatlarını ve çevreyi derinden etkilemeye başladı. Bu bölgede faaliyet gösteren, özellikle kömür yakıtı kullanan tesisler, yerel halkın sağlık sorunları, tarım arazilerindeki hasarlar ve doğal yaşam üzerindeki olumsuz etkileriyle adeta bir krizin fitilini ateşledi. Yerel halkın çaresizliği ve yaşadıkları acıları, Türkiye’nin enerji politikalarının ve çevresel düzenlemelerin ne kadar eksik olduğunu gözler önüne seriyor.

Çoğulhan Mahallesi’nde yaşayanlar, termik santrallerin bacalarından yükselen duman ve külün, onların yaşamlarını derinden etkilediğini anlatıyor. Mahallenin sakinleri, özellikle çocukların ve yaşlıların sağlık sorunlarıyla boğuşurken, tarım arazilerinin verimsizleştiğini ve yaşam kalitelerinin ciddi şekilde düştüğünü belirtiyor. Mahallenin geçmişte canlı ve hareketli bir yerleşim yeri olduğunu iddia eden sakinler, günümüzde nüfusun büyük oranda azaldığını ve köyün büyük ölçüde terk edildiğini ifade ediyor. ‘Termik Santral Tepkisi’ olarak adlandırılan bu durum, bölge halkının yaşamını derinden etkileyerek, toplumsal bir krizin boyutuna ulaştı.

Bu zorlu koşullarda yaşam mücadelesi verenlerden biri Cuma Binboğa. Binboğa, 5 yaşındaki oğlunun lösemi teşhisiyle yüzleşirken, aynı zamanda üç kardeşinin akciğer kanserinden vefat ettiğini anlatıyor. “Benim çocuğum, 5 yaşındayken lösemiyle mücadele etti. Tedavisi için Kayseri’ye gittik, ama orada da birçok çocuk aynı hastalıklardan hayatını kaybetti. Bu santrallerin bizim yaşamımızı tükettiğini görüyoruz,” diyerek yaşadığı acıyı gözyaşlarıyla anlatıyor. Binboğa’nın hikayesi, termik santrallerin insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini somut bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda yerel halkın umutsuzluğunu ve çaresizliğini de gözler önüne seriyor.

Bölgedeki diğer sakinlerden Nurettin Doğan da benzer acıları yaşıyor. Doğan, üç ağabeyinin akciğer kanserinden vefat ettiğini, eşinin de beyin kanseri hastası olduğunu belirtiyor. “Termik santraller, yaşam alanlarımızı ve tarım arazilerimizi yok etti. Burada yaşamaya devam etmek mümkün değil. Ya hastalanırız ya da burayı terk ederiz. Doğa, bu santrallerin etkisiyle talan edilmiş, yaşamın yeniden yeşereceği umudu yok,” şeklinde konuşuyor. Doğan’ın ifadeleri, termik santrallerin sadece insan sağlığını değil, aynı zamanda doğal yaşamı da tehdit ettiğini gösteriyor. Ayrıca, Greenpeace Avukatı Gökhan Candoğan’ın açıklamaları, termik santrallerin çevre mevzuatına aykırı faaliyetler nedeniyle çeşitli idari yaptırımlarla karşı karşıya olduğunu ve hukuki süreçlerin yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Bu durum, bölge halkının yaşadığı sorunların çözümü için hukuki yolların da arandığını gösteriyor.”} p>