Ekonomi yönetiminin öngördüğü 2027 yılına ilişkin stratejik plan, Türkiye ekonomisine ivme kazandırma ve istikrarı sağlamaya yönelik önemli adımlar içeriyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından ortaklaşa hazırlanan bu program, büyüme, enflasyon, istihdam, dış ticaret ve cari dengenin gelecekteki performansını detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. 2027 yılına doğru ilerleyen ekonomide, sürdürülebilir bir büyüme ve enflasyonla mücadele hedefi ön planda tutuluyor.

Planlama çerçevesinde, 2026 yılına yönelik ekonomik büyüme oranı yüzde 3,3 olarak belirlenmişken, 2027 yılına geçişle birlikte bu oran yüzde 4,2'ye yükseltilmiş durumda. Bu artış, Türkiye ekonomisinin küresel arenada daha rekabetçi bir hale gelme potansiyelini gösteriyor. Ayrıca, iş gücüne yapılacak yatırımlar ve istihdamın artışı da ekonominin dinamiklerini güçlendirecek önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. İşsizlik oranının 2026'da yüzde 8,1 olarak öngörülmesi, bu hedeflere ulaşmada önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.

Enflasyonla mücadele ise 2027 yılına ilişkin en önemli hedeflerden biri. 2026 yılı sonu için enflasyon tahmini yüzde 28,4 olarak belirlenmişken, 2027 yılı için bu hedef yüzde 21'e indirgenmiş. Bu durum, Merkez Bankası'nın uygulayacağı politikalarla birlikte, fiyat istikrarını sağlamak ve tüketicilerin alım gücünü korumak amacıyla atılacak adımların önemini vurguluyor. Dış ticaret hedefleri de dikkat çekici: İhracatın 2026 sonunda 282 milyar dolar seviyesinde olması ve 2027'de 292 milyar dolara yükselmesi, Türkiye'nin küresel pazarlardaki konumunu güçlendirme stratejisini ortaya koyuyor.

Ekonomik dengenin sağlanması açısından da önemli hedefler belirlenmiş. İthalatın 2026 sonunda 387 milyar dolar, 2027'de ise 397 milyar dolar olarak öngörülmesi, dış ticaret açığına yönelik dikkatli bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini gösteriyor. Dış ticaret açığının 2027 yılında 105 milyar dolar düzeyinde olması ve cari işlemler açığının 38,5 milyar dolar seviyesinde kalması, ekonominin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak önemli bir denge unsuru olarak kabul ediliyor. Cari açığın Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya oranının yüzde 1,9'da kalması ise, uluslararası finans piyasalarındaki güveni artıracak bir gösterge olacaktır.