Türkiye, küresel arenada hızla yükselen bir güç potansiyeline sahip. Bu dönüşümün mimarlarından Bilal Erdoğan, son dönemde yaptığı açıklamalarla ülkenin ekonomik ve sosyal hedeflerine ulaşma stratejilerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’ndeki bir törende ifade ettiği düşünceler, Türkiye’nin geleceğine dair önemli bir perspektif sunuyor. Erdoğan, öncelikle ülkenin fiziki altyapısındaki yapısökümlerini, duble yolların inşası, havalimanı sayısının artışı ve hızlı tren projeleri gibi gelişmeleri vurgulayarak, ekonominin temel taşlarının güçlendirildiğini belirtiyor. Bu altyapı yatırımları, ticari akışları hızlandırarak hem iç pazarda hem de dış pazarda rekabet avantajını artırıyor.

Erdoğan’ın yaklaşımında, ekonomik başarıya ulaşmanın sadece altyapıya yatırım yapmakla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda beşeri sermayeye de odaklanılması gerektiği açıkça görülüyor. Milli geliri 6-7 kat artırma, ihracatını 10 kat yükseltme ve üretimi destekleme hedefleri, enerji üretimindeki artışla destekleniyor. Avrupa’nın yenilenebilir enerji alanındaki liderliğini sürdürmeye ve nükleer enerji teknolojilerini etkin bir şekilde kullanmaya yönelik yatırımlar, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını artırmayı amaçlıyor. Ancak bu hedeflere ulaşmanın en önemli yolu, eğitim ve sağlık alanlarına yapılan yatırımlarla sağlanacak insan gücünün geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Sağlık alanındaki başarılar da bu stratejinin bir parçası. Türkiye’nin sağlık hizmet kalitesi ve maliyeti açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline geldiği, 25 yıl önce Türkiye’de beklenen yaşam süresinin önemli ölçüde uzadığı belirtiliyor. Evrensel sağlık sistemi, insana verilen değerin bir sonucu olarak ortaya çıktı ve bu sistemin başarılı olmasının, ciddi kamu kaynaklarının aktarılmasına bağlı olduğu vurgulanıyor. Eğitimde de sınıf başına öğrenci sayısı azaltılarak öğretmenlerin performansının artırılması hedefleniyor. TIMSS ve PISA gibi uluslararası eğitim değerlendirme verileri, Türkiye’nin eğitim sistemindeki ilerlemeyi gösteriyor; 2003 yılında son sıralarda yer alan Türkiye, bugün birçok kategoride ilk 5’te ve 10’da yer almaya başladı.

Son olarak, Erdoğan, Türkiye’nin düşmanlarını sevindirmek yerine, asgari müşterekler üzerinde ittifak kurarak birliğini güçlendirmesi gerektiğini belirtiyor. Bu birlik ve beraberlik ruhu, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hedeflerine ulaşma yolunda en önemli motivasyon kaynağı olacaktır. Kovid-19 salgınına karşı sergilenen başarılı mücadele ve bebek ölümlerinin dünyanın gelişmiş ülkeleri seviyesine düşürülmesi, Türkiye’nin sağlık alanındaki başarısını pekiştiriyor. Bu stratejik yaklaşım, Türkiye’nin uluslararası arenada rekabet gücünü artırmasına ve dünyanın en başarılı ülkeleriyle yarışmasına olanak tanıyor.”}výsada